Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/15683 E. 2009/15191 K. 19.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15683
KARAR NO : 2009/15191
KARAR TARİHİ : 19.11.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar, murisinin…29.3.1999 tarihinde iş kazası sonucu vefat etmesi nedeniyle Kurum tarafından gelir bağlanması gerektiğinin tespitiyle, bağlanacak gelirin kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

KARAR

Dava, davacıların murisi olan sigortalı Ali Yiğit’in 24.03.1999 tarihinde geçirdiği kaza sonucu 29.03.1999 tarihinde vefat etmesi olayının iş kazası olması nedeniyle davacılara SGK’nca gelir bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacılara gelir bağlanması için olayın iş kazası olması gerektiği, davacıların ise dava dilekçelerinde olayın iş kazası olduğunun tespitini değil, gelir bağlanması gerektiğinin tespitini istedikleri anlaşıldığından ve gelir bağlanması için SGK’na bavurabileceklerinden dava açmakta hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı şirkete ait işyerinde tadilat işinde boyacı ustası olarak çalışan Ali Yiğit’in, aynı şirkette mimar olarak çalışan …’ın kullandığı davalı şirkete ait araçla yaptığı trafik kazasında öldüğü, iş kazasından Sosyal Sigortalar Kurumunun haberdar edildiği, 28.11.2005 tarihli müfettiş raporunda olayın iş kazası sayılmaması nedeniyle hak sahibi davacılara Sosyal Sigortalar Kurumunca 506 sayılı Yasa gereğince gelir bağlanmadığı, davacıların Manavgat Asliye (İş) Mahkemesinde açtıkları maddi ve manevi tazminat davasının (2000/138 Esas ve 2003/730 Karar sayılı) olayın iş kazası olmadığı gerekçesiyle (görev yönünden) reddedilmesi üzerine Dairemizin bozma ilamı ile “…öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığı, hak sahiplerine Kurum tarafından bağlanan peşin sermaye değerinin, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer yermeksizin araştırılıp saptanması gerektiği….davanın niteliği göz önünde tutularak davacılara, zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığının tesbiti, olayın iş kazası sayılması halinde, buna bağlı olarak Kurum’dan gelir bağlanması
için Sosyal Sigortalar Kurumu’na başvurması, giderek dava açması için önel verilmek ve verilen önelin sonucuna göre karar vermek…” gerektiği gerkçesiyle bozulduğu, eldeki davanın da anılan bozma ilamı üzerine açıldığı anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasa’nın 20 nci maddesinde ise iş kazasına bağlı nedenlerden dolayı ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanacağı bildirilmiştir. Olayın iş kazası sayılması gerektiğinin tesbitine ilişkin davanın asıl amacı, 506 ve 5510 sayılı Yasa gereğince hak sahiplerine iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanmasının teminine yöneliktir.
Somut olayda, “Çoğun içinde az da bulunur” kuralı gereği, davacıların, SGK’nca kendilerine gelir bağlanması isteminin, aynı zamanda murislerinin ölümüne yol açan olayın iş kazası olduğunun tespitini de içerdiğinin kabulü gerekir. Öte yandan Hakimin, dava dilekçesinin içeriğine ve davanın amacına göre -HUMK. mad. 76 uyarınca- hukukî nitelendirmeyi kendisinin yapması gerekir. Bir davada ileri sürülen maddi olguların hukuki nitelendirilmesini yapmak ve uygulanacak yasa maddelerini bulmak Hakimin görevidir.Hakim tarafların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir.
Sosyal Güvenlik Hakkı kamu düzenine ilişkin olduğundan bu hakka ilişkin davalarda kendiliğinden araştırma ilkesi uygulanır. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalar, daha çok tarafların dava konusu üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri davalardır. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda hakimin kararını(hükmünü) tarafların bildirmiş oldukları vakıalara dayandırılabilmesi için onların varlığına kanaat getirmiş olması gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olmayan vakıaları da hakim kendiliğinden inceleme konusu yapar. Bundan başka hakim tarafların ileri sürmedikleri vakıaları da kendiliğinden araştırıp kararını bu vakıalara dayandırabilir ve davanın ispatı için bütün delillere kendiliğinden başvurabilir. Bu ilke gereğince mahkeme olayın iş kazası olup olmadığının tespiti için özgürce uzman kişi ve kuruluşlardan görüş sormak suretiyle maddi gerçeği tesbit edip vicdani kanaatine göre karar vermelidir.
İş kazasının tanımını yapan 506 Sayılı Kanununun 11.maddesine göre; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve sigortalıyı bedence ve ruhca arızaya uğratan olay iş kazasıdır.
Yapılacak iş, olay Kurumca iş kazası olarak kabul edilmediğine ve davacılara gelir bağlanması için açılan dava olayın iş kazası olduğunun tespitini de içerdiğine göre, mahkemece yapılacak iş, murisin ölümüne yol açan kazanın 506 Sayılı Kanununun 11.maddesine göre iş kazası sayılıp sayılmayacağı konusunda gerektiğinde uzman kişi ve kuruluşlardan görüş sormak suretiyle bir karar vermekten ibarettir..
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılardan …’ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 19.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.