YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15888
KARAR NO : 2009/14146
KARAR TARİHİ : 03.11.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kesinleşen mahkeme kararıyla tesbit edilen çalışmalarının Kurum kayıtlarına işlenmesi gerektiğinin tesbitiyle, Kurumun ihmalinden dolayı duyduğu manevi acıya karşılık 5.000,00 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere, temyizin kapsamı ve nedenlerine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı 25.09.2007 tarihli dava dilekçesiyle; Davacının Ankara 7.İş Mahkemesinin 24.09.2001 tarihinde kesinleşen kararı ile tespit edilen 1603 günlük noksan bildirimin aradan geçen süreye rağmen davacının hizmetine eklenmediğinden, kesinleşen mahkeme kararı ile tespit edilen hizmetin davacıya ait kurum kayıtlarına işlenmesi gerektiğinin tespiti ile kesinleşen mahkeme kararının gereğinin kurumun ihmal ve kötü niyetli davranışı ile uzun yıllardır yerine getirilmemesi nedeniyle duyduğu manevi acıya karşılık 5.000,00TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı kurumdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece; kesinleşen kararın bir örneğinin 20.02.2007 tarihinde ihtiyarlık sigorta müdürlüğüne intikal ettirildiği anılan müdürlüğün işverene asgari ücret üzerinden bildirge ve bordro düzenlemesi için 27.03.2007 tarihli yazıyı tebliğe gönderdiği ancak tebligatın işverenin tanınmadığından bahisle iade olunması ve iş yeri dosyasındaki işverenin adres bilgilerinin yeterli bulunmaması nedeniyle tebliğ işleminin yerine getirilemediği, mahkeme kararının yerine getirilememesi konusunda kurumun kusur ve ihmalinin bulunmadığı giderek Borçlar Kanununun 47.maddesinin koşulları oluşmadığından manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Davanın reddine ilişkin karar davacı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Ankara 7.İş mahkemesinin 16.05.2001 gün ve 1999/1610E, 2001/200K sayılı kararı ile davacının Selver Ünal işyerinde kuruma bildirilenler dışında 1603 gün daha hizmetinin bulunduğunun tespitine karar verildiği ve bu kararın davalı işveren ve Kurumun temyizi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda 24.09.2001 gün ve 5492-6106 sayılı kararla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Öte yandan noksan hizmetin tespitine ilişkin kesinleşen ilamın gereğinin yerine getirilmesinin Ankara İhtiyarlık Sigorta Müdürlüğü tarafından 26.01.2001 tarihli yazı ile Ankara Sigorta Müdürlüğünden istendiği ve yazıya kesinleşen ilamın aslının eklendiği halde davacı vekilinin 05.02.2007 tarihli durumun araştırılmasına yönelik istemine kadar Kurumca başkaca bir işlem yapılmadığı, 05.02.2007 tarihli davacı avukatının başvurusundan sonra aynı tarihli yazı ile 26.10.2001 tarihli yazının
akıbetinin sorulduğu, bu aşamadan sonra, işverenden hizmet tespitine konu dönemle ilgili olarak aylık bildirge ve 4 aylık dönem bordrolarının düzenlenmesi ile pirim ve gecikme zammının yatırılması istemini içeren 27.03.2007 tarihli yazının işverene tebliğe gönderildiği, tebliğin muhatabın adresten taşınması nedeniyle iade olunduğu, kurumun işverenin işyeri dosyasındaki diğer adreslerine ek bildirge ve bordro düzenlenmesi ile prim ve gecikme zammının yatırılması istemini içeren yazıyı tebliğe çalıştığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasa’nın 72.maddesinde iş kazalarıyla meslek hastalıkları hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının gerektirdiği her türlü yardım ve ödemelerle her çeşit yönetim giderlerini karşılamak üzere, Kurumca bu kanun hükümlerine göre prim alınacağı bildirilmiş, 73.maddesinde alınacak primdeki sigortalı hissesi ve işveren hissesi oranları gösterilmiş, 80.maddesinde ise işverenin, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecbur olduğu, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim alacaklarını 6183 sayııl Yasa hükümlerine göre işverenden tahsil edeceği bildirilmiştir.
Bu yasal düzelemedende anlaşılacağı gibi davacının tespitine karar verilen hizmet süresine ilişkin primleri ödemekle işveren yükümlü olup tahsilatta davalı Kurumun görevi olduğundan ve davacıya düşen yasal bir sorumluluk bulunmadığından pirimlerin henüz işverenden tahsil edilmemiş olması davalı Kurumun mahkeme kararını infaz etmesine engel olmayıp işverenden pirim tahsilatı kararın infazından ayrı bir işlem olup karar infaz edildikten sonra da pirimlerin tahsili mümkündür.
Öte yandan davalı Kurumun kesinleşen mahkeme kararı eline geçmesine ve gereğinin yerine getirilmesi için 26.10.2001 tarihinde yazışmalara başlamasına rağmen, davacının noksanlığı tespit edilen hizmetinin kurum kayıtlarına işlenmediği uyuşmazlık konusu değildir. Davalı kurumun 5 yılı aşkın bir süredir kesinleşen mahkeme kararının gereğinin yerine getirmemesinin giderek bir yazışma dışında hiçbir işlem yapmamasının bir hata ya da ihmal olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Kesinleşmiş bir kararın gereğinin uzun yıllar yerine getirilmemesinin Anayasa’nın 138/son maddesine aykırı olduğu ve davalının kusurunu oluşturduğu ortadadır. Kesinleşmiş mahkeme kararı ile tespit edilen hakkına uzun yıllar geçmesine rağmen Kurumun ağır kusurlu hareketi ile kavuşamamış olan davacının üzüntü ve sıkıntı geçirdiği, manevi acı duyduğu açıktır. Hal böyle olunca davacı yararına uygun bir manevi tazminat takdir etmek gerekirken davanın tümden reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 03.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.