Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/16005 E. 2009/7595 K. 02.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16005
KARAR NO : 2009/7595
KARAR TARİHİ : 02.06.2009

Mahkemesi:İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 24.649.79 YTL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05.02.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat…… ile karşı taraf vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere, göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava 21.03.2003 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 33,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararları ile aynı olay nedeniyle sigortalının anne ve babasının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece sigortalı davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, davacı anne ve baba bakımından ise manevi zararlarını ispatlayamadıklarından, anne ve babanın manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde taraf avukatları tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanununun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara uğrayan kişiye aittir. Yansıma yoluyla aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler. Ancak cismani zarar kavramına (B.K.46 ve 47) ruhsal bütünlüğün ihlali sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil ruhsal ve sinirsel bütünlüğünde korunduğu öğretide ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Öyleyse bir kişinin cismani zarara uğraması sonucunda, onun (ana. baba. karı. Koca,evlat gibi) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü bozulmuşsa onlarında manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir. Bu durumda olanların zararları ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğundan yansıma yoluyla değil, doğrudan zarara uğrama söz konusudur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.4.1995 gün ve 1995/ 11-122,1995/430 23.9.1987 gün ve E.1987/9-183 K.1987/655 sayılı kararları da aynı esaslara dayanmaktadır.
Öte yandan BK.’nun 47.maddesine dayalı olarak manevi tazminat isteminin gerek doğması gerekse kapsamı özel koşullara bağlanmıştır. Beden ve ruh tamlığının ihlalinden başka durum ve koşullar, diğer bir deyişle durumun özellikleri manevi giderimi gerektirmeli giderek BK.’ nun 47.maddesindeki unsurlar gerçekleşmelidir. Bu unsurlar: bir kimsenin bedensel zarara uğramış bulunması, davayı bedensel zarar uğrayanın açması ve özel hal ve şartların gerçekleşmesidir. Özel hal ve şartlardan anlaşılması gereken olayın özellikleri olup hakim her olayın özelliğine göre bunu takdir etmelidir. Manevi tazminat isteyen yakının kazalı ile olan saygı ve bağlılığının, duygu birliğinin derecesi, biri birlerine gösterdikleri koruma, sevgi, düşkünlük, göz önünde tutularak, manevi zararın oluşup oluşmadığı ve tüm bunların yanı sıra olayın meydana gelişindeki özellikler dikkate alınarak manevi tazminatın miktarı değerlendirilmelidir.
Somut olayda, davacılar… ve …’nun oğulları olan sigortalının 27 yaşında geçirdiği iş kazası sonucu bel omurunda kırık nedeniyle, birden çok kez ameliyat olduğu, bir yıla yakın raporlu kalarak % 33,20 oranında iş göremezliğe uğradığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. İşgöremezlik oranı ve diğer kanıtlara göre anne ve baba olan davacıların ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün bozulduğunu söylememek mümkün değildir. HUMK’nun 238/2 maddesi gereğince “Maruf ve meşhur olan veya ikrar olunan hususlar münazaalı sayılmaz.”
Öte yandan, söz konusu davacıların sürekli iş göremezliğe uğrayan işçi ile manevi tazminatı gerektirecek ölçüde duygusal yakınlıklarının bulunmadığını kanıtlayacak herhangi bir delil de yoktur. HUMK’nun 238/2 maddesi gereğince “Maruf ve meşhur olan veya ikrar olunan hususlar münazaalı sayılmaz.”
Açıklanan maddi ve hukuki olgular nedeniyle olayda uygun illiyet ve hukuka aykırılık bağı koşulları oluştuğundan davacılar… ve … yararına uygun bir manevi tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde manevi zararlarına ispatlayamadıklarından bahisle manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur
3-Dava nitelikçe Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararların giderilmesine ilişkindir. Bu bakımından tazminat belirlenirken mükerrer ödeme ve haksız zenginleşmeyi önlemek için maluliyet oranı, kusur oranı ve kanuni nedenler indirildikten sonra Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirin tüm peşin sermaye değerinin indirilmesi suretiyle tazminatın belirlenmesi gerektiği Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Oysa tazminat hesaplanırken, zararın hesaplanmasına olay tarihinden başlandığı halde, davacıya geçici iş göremezlik döneminde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin tazminattan indirilmesinin gerektiği göz ardı edilerek maddi tazminatın fazla hesaplandığı ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,Davacı ile davalı yararına takdir edilen 550.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşılıklı olarak birbirlerine yükletilmesine,temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine .02.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.