YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16062
KARAR NO : 2009/13676
KARAR TARİHİ : 26.10.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde tarihleri arasında çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.03.2005-14.04.2005 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kısmen kabulüyle davalı Pektim A.Ş. hakkındaki davanın, asıl işveren olarak hizmet tespiti davasında sorumluluğu bulunmadığından husumetten reddine, davacının davalı …’ın işçisi olarak, 01.03.2005-14.04.2005 tarihi arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davaya konu çalışmaların geçtiği işyeri ile ilgili Pektim A.Ş ile … arasında imzalanan sözleşme ile “Merkez Bakım Ünitesi Çeşitli Bakım Onarım,Basınçlı su ile Temizlik İzolasyon ve Taşıma işi (İhale Yolu ile ) 13.12.2004-11.04.2005 tarihleri arasında yüklenici olarak …’a verildiği, davacı ile davalılardan … arasında “merkez bakım ünitesi çeşitli bakım onarım basınçlı su ile temizlik izolasyon ve taşıma hizmeti” işinde 15.12.2004-13.04.2005 tarihleri arasında haftalık 45 saat çalışılma konusunda sözleşme imzalandığı, davacının 2005 yılı mart ayında 31 gün, 2005 yılı nisan ayında 13 gün çalışmasının ücret bordrosunda gösterildiği ancak kuruma bildirilmediği, Karşıyaka 1. İş Mahkemesi’nin 19.07.2005 tarih 2005/548 E 2005/548 K sayılı kararı ile davacının 2005 yılı Mart ve Nisan ayı ücret ve Fazla mesai alacağı olan 618,60 YTL işçilik alacağının davalılar Pektim A.Ş ile …’dan tahsiline karar verildiği, anlaşılmaktadır.
Davaya konu çalışmanın sona erdiği tarihten önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Yasa’sının 1/sonuncu maddesinde bir işverenden belirli bir işin bir bölümünde veya eklentilerinde iş alan ve işçilerini münhasıran o işyerinde ve eklentilerinde çalıştıran diğer bir işverenin kendi işçilerine karşı o işyeri ile ilgili ve bu Kanun’dan veya hizmet aktinden doğan yüklemlerinden asıl işverenin de birlikte sorumlu olacağı; 10.06.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Yasası’nın 2. maddesinde, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal ve hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiyi asıl işveren-alt işveren ilişkisi dendiği, bu ilişkide asıl işverenin alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanun’dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işveren ile birlikte sorumlu olduğu, asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle haklarının kısıtlanamayacağı veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamayacağı aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem göreceği; 506 sayılı Yasa’nın 87. maddesinde sigortalıların üçüncü bir kişinin aracılığıyla işe girmiş ve bununla sözleşme yapmış olsalar bile, bu kanunun işverene yüklediği ödevlerden dolayı aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işverenin de sorumlu olacağı, 5510 sayılı Yasanın 12.maddesinde; Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişiye alt işveren deneceği, sigortalılar, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu olacağı bildirilmiştir.
Somut olayda davalı …Ş. asıl işinin bir bölümü olan ” merkez bakım ünitesi çeşitli bakım onarım, basınçlı su ile temizlik izalosyon ve taşıma işlerini ihale ile diğer davalı …’a vermiş olup gerek 4857 sayılı gerekse 506 ve 5510 sayılı Yasa karşısında davalı …Ş., asıl işveren konumunda olup aylık sigorta primlerinin kuruma yatırılması, prim bildirgelerinin verilmesi, keza aylık sigorta bordrolarının verilmesi gibi ödevlerde bunların yasal sürede yerine getirilmemesi halinde davalı Kuruma karşı alt işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Yukarıda bahsedilen yasal düzenlemeler ve maddi olgular karşısında hizmet tespiti istemine ilişkin bu davada, davalı …. A.Ş. hakkındaki davanın, asıl işveren olarak hizmet tespiti davasında sorumluluğu bulunmadığından reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı Kurum vekilinin öteki itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 26.10.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Asıl işveren … Petro Kimya A.Ş. Merkez Bakım Atölyesinde bir takım bakım ve basınçlı su ile temizlik işlerini … Firmasına sözleşme ile vermiştir.
Davacıyı işe alan ve … A.Ş. gibi işyerlerinde çalıştıran, … Firmasıdır. Asıl işveren … ile Davacı arasında Hizmet Akdi ilişkisi yoktur ve 506 sayılı Yasa’nın 4. maddesine göre … A.Ş.’nin işveren olarak kabulü mümkün değildir.
Davacıyı çalıştıran … Firmasıdır. Çalışanını SSK’ya bildirme görevide mahkemenin kabulünde olduğu gibi … Firmasına aittir. Nitekim davacı ve arkadaşlarının işe giriş bildirimleri bu firma tarafından tanzim edilmiştir. Davacı işçinin bir takım işçi alacaklarından … A.Ş.’nin müteselsilen sorumlu olması ile işverenin işe giriş bildirgesi verme yükümlülüğünü birbirine karıştırmamak gerekir. Ayrıca davacı işçinin ödenmeyen SSK priminden asıl işvereninde sorumlu olması ile bu durumu yine birbirine karıştırmamak gerekir.
Diğer bir ifade ile işe alınan işçinin işe giriş bildirgesini ve prim bordrolarını SSK’ya vermek görevi işveren … Firmasına aittir. Ancak çalışan işçinin hizmet tesbiti yönünden sadece bir işvereni mevcuttur ve bu işveren işe giriş bildirgesini SGK’na teslim etmeden bu işçiyi çalıştıramaz ve işçinin sigorta prim bordrosunu SGK’na verme ve bordroya göre sigorta primini SGK’na yatırma görevi işçiyi işe alan işverenindir.
Şöyle bir örnek verecek olursak … bazı işlerin görülmesini bir (A) şirkete verse ve bu şirkette aldığı işlerin bir kısmını B şirketine devretse B Şirketinin eskiden beri çalışanı olan bir işçinin 3 tane işvereni mi olacaktır?
Tabi ki Hayır. Nitekim işe giriş bildirgelerinde de işveren sütununa sadece bir işveren yazılabilir.
Yerel Mahkemenin hizmet tesbit davasında davalı …Ş. yönünden davanın reddi müstekar Yargıtay içtihatlarına ve yasa hükümlerine uygundur. Bu nedenlerle muhterem çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyoruz.