YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16334
KARAR NO : 2009/14186
KARAR TARİHİ : 03.11.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, emekliliğinin iptaline ilişkin işlemin iptaline, borçlu olmadığının tespiti ile özlük haklarının iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1.Dosyadaki yazılara,toplanan delillere,hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Dava, davacıların murisi …’un 28.02.1987 tarihinde vefat etmesi nedeni ile hak sahiplerine 01.03.1987 tarihinde bağlanan ölüm aylığının,daha sonra kurum müfettişinin 12.12.2006 tarih ve 3 sayılı raporuna dayalı olarak usulsüz olarak yüklenen primlerle emeklilik koşullarının sağlandığı gerekçesi ile ölüm aylığı bağlanmasına ilişkin işlemin iptal edilip kurumca ödenen 16.495,96 TL ölüm aylığı ile 13.328,74 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 29.824,70 TL nın geri istenmesine ilişkin davalı kurum işleminin iptali ile davacıların kuruma yersiz ödeme nedeni ile borçlu bulunulmadığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne,kurum işleminin iptali ile davacıların murisi …’un 28.02.1987 tarihi itibarı ile emekliliğe hak kazandığının tesbitine, bu tarihten itibaren kazanmış olduğu tüm özlük haklarının mirasçılarına iadesine davacıların yersiz ödeme nedeni ile kuruma borçlu bulunmadığının tesbitine, karar verilmiş ise de hüküm usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Davacıların murisi … demircilik faaliyetinden kaynaklanan vergi kaydı nedeni ile 20.04.1982 tarihi itibarı ile Bağ Kur’a kayıt ve tescil edildiği, vefat ettiği 28.02.1987 tarihine kadar prim ödemesi bulunmadığı, davacının 31.10.1994 tarihinde ölüm aylığı talebi ile kuruma başvurduğu,davalı kurumca 07.11.1994 tarihi itibarı ile 27.07.1982-16.02.1987 tarihleri arasını kapsayacak şekilde;134.762 TL(0.13,00 YTL) tutarında 14 adet prim ödemesinin murisin kayılarına yüklenerek 11.11.1994 tarihli onay ile davacılara ölüm aylığı bağlandığı, prim girişinin yapıldığı tarihteki toplam prim borcunun ise 1.145.908 TL (1.14,00YTL) olduğu kurumun 31.07.2008 tarihli yazısı içeriğinden anlaşılmaktadır.
Davacıların murisi …’un ölüm tarihine kadar hiç prim ödemesi bulunmadığına ve muris28.02.1987 tarihinde öldüğüne göre; mahkeme kararında yazılı olduğu şekilde murisin 28.02.1987 tarihi itibarı ile emekliliğe hak kazandığının kabulü usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Davacının murisinin ölüm tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı yasanın 35. maddesinde 25 tam yıl sigorta primi ödemiş erkek sigortalının tam yaşlılık aylığına, 55 yaşını doldurup 15 tam yıl sigorta primi ödemiş erkek sigortalının ise kısmi aylığa hak kazanacağı belirtilmiş olmakla birlikte muris ölüm tarihinde bu koşulların hiçbirini taşımamaktadır.
Öte yandan murisin sigorta kayıtlarına 07.11.1994 tarihi itibarı ile 27.07.1982-16.02.1987 tarihleri arasını kapsayacak şekilde;134.762 TL(0.13,00 YTL) tutarında 14 adet prim ödemesi yüklenerek 11.11.1994 tarihli onay ile ölüm aylığı bağlanmıştır. Bu husus kurum müfettişinin 12.12.2006 tarih 3 nolu rapor içeriği ile ekindeki belgelerden de anlaşılmaktadır. Davacı ve ilgili kurum personeli ölüm aylığı bağlanmasına yeterli primin usulsüz ve hileli olarak murisin kayıtlarına yüklendiğini bilebilecek durumda olup ,kimse kendi hileli davranışı ile ve kurumu bu yolla yanıltarak bir hak elde edemez. Bu tür hak kazanımlarını ise hukuk sistemi korumaz.Bir başka deyişle kurum personelinin yeterince denetlenmediğinden bahisle kurumun kusurlu olduğundan söz edilemez.
Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri ve Medeni Kanunun 2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak sigortalıya uzunca bir süre sigortalı olduğu inancı verildikten sonra sigortalılık süresinin iptal edilmesi iyiniyetten uzak olacaksa da kimse kendi hilesinden yararlanamayacağından,bu kuralın uygulanabilmesi için usulsüz olarak hileli şekilde oluşturulan sigortalılık süresi hak sahibinin de katılımının bulunduğu muvazalı bir işlem sonucunda oluşturulmamalıdır.
Somut olayda murisin ölüm tarihi28.02.1987 dir.Muris sigortalının prim ödeme hesabına hileli girişler 07.11.1994 tarihinde yüklenmiş, davacı haksahibi eş 31.10.1994 tarihinde ölüm aylığı tahsis talebinde bulunmuş, ölüm aylığı ise 11.11.1994 tarihinde bağlanmıştır. Tüm bu belgeler hileli şekilde oluşturulan ölüm aylığı koşullarının haksahibi eşin de katılımı ile gerçekleştirildiğini göstermektedir. Artık olayda Mendi Kanunun 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kuralının uygulama olanağı bulunmamaktadır.
5510 sayılı Yasa’nın 96 maddesinde “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemelerin,
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.”hükmü yer almaktadır.
Bu husustaki kurum müfettişinin 12.12.2006 tarih 3 nolu rapor içeriği ile ekindeki belgelerin aksi de kanıtlanmadığına göre; mahkemece tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve özellikle 5510 sayılı Yasa’nın 96/a maddesinde yazılı şekilde hatalı işlemin tesbit tarihinden geriye doğru 10 yıllık sürede yapılan ödemelerin bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte iadesinin istenebileceği hususu da nazara alınarak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu davanın kabulüne,kurum işleminin iptali ile davacıların murisi …’un 28.02.1987 tarihi itibarı ile emekliliğe hak kazandığının tesbitine, bu tarihten itibaren kazanmış olduğu tüm özlük haklarının mirasçılarına iadesine davacıların yersiz ödeme nedeni ile kuruma borçlu bulunmadığının tesbitine, karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 3.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.