YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16363
KARAR NO : 2009/6169
KARAR TARİHİ : 30.04.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (iş)Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin uğradıkları maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve işgüvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden zararlandırıcı olayda Köy Hizmetleri Genel Müdürülüğü(İl Özel İdaresi) işçisi olan murisin yol asfaltlama işinde çalışırken kamyonun arkasında mucur dökme işi için kamyonla birlikte geri geri giderken kamyonun altında kalarak öldüğü, bu olay nedeniyle kamyon şoförü hakkında Gümüşhane Asliye Ceza Mahkemesi 2000/140 Esas 2001/190 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında alınan 2.3.200l tarihli kusur raporunda İl Özel İdaresine (Köy Hiz.Gen.Müd.) 4/8, sigortalıya 1/8, şoför ….. 3/8 oranında kusur izafe edildiği ve mahkumiyetine karar verildiği, bir kısım (…) yetkilileri hakkında da suç duyurusunda bulunulduğu bu kişiler hakkında da Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/19 Esas 2007/36 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda alınan 4.7.2002 tarihli kusur raporunda Yol asvalt serim şantiye sorumlusu … ve Ekip Sorumlusu …’ın 1/8’er oranında sigortalıya 6/8 oranında kusur izafe edildiği, kusurları nedeniyle … ile …’ın mahkumiyetlerine karar verildiği, Mahkemece dava konusu zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle 18.4.2002, 17.6.2006, 19.7.2007 tarihli kusur raporları alındığı her üç rapordada ölen işçi, … ve şoför …’ye kusur izafe edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda işveren … ‘nün(İl Özle İdaresi) işçisi olan murisin iş kazası sonucu ölümü olayında bu dava dosyasında alınan üç ayrı bilirkişi kusur raporunda işveren ve çalışanların çeşitli oranlarda kusurlu oldukları belirlenmiştir. Mahkemece bu kusur raporlarındaki oranlara itibar edilemeyerek, Ağır Ceza Mahkemesinde mahkum olan dava dışı şahıslara kusur verilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilerek sonuca gidilmiştir.
…’nün Kaldırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında 5286 sayılı Yasa’nın geçici (l.a) bendinde, kaldırılan …’nün taşra teşkilatının kadro ve pozisyonları, personeli, tüm varlıkları, araç, gereç ve taşınırları, tapuda bu Genel Müdürlük adına kayıtlı olan taşınmazları ve hizmet binalarının İstanbul ve Kocaeli illerinde büyükşehir belediyelerine, diğer illerde il özel idarelerine devredileceği hükme bağlanmıştır.Anılan yasanın geçici l.maddesinin (b) bendinde ise, kaldırılan …’nün merkez teşkilatının kadro ve pozisyonları, personeli, tüm varlıkları, araç, gereç ve taşınırları ile hizmet binaları ve diğer taşınmazlarının Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’na devredileceği belirtilmiştir….’nün leh ve aleyhine açılmış davalar ve icra takiplerinde devir durumuna göre ilgili idarenin kendiliğinden taraf sıfatını kazanacağı hususu da 5286 sayılı Yasa’nın geçici 5.maddesinde yer almıştır.
Kusur raporlarında “İl Özel İdaresi” sözcükleri ile kastedilen tüzel kişilik gerçekte davalı olarak gösterilen “…” olup gerek ceza dosyalarında gerekse bu dava da alınan kusur raporlarında kusur izafe edilen ve ceza mahkemesine haklarında mahkumiyet kararı verilen şöför …, …, … gerçekte İl Özel İdaresi (…) nin istihdam ettiği kişilerdir.
Borçlar Kanununun 55. maddesi gereğince “Başkalarını istihdam eden kimse, maiyetinde istihdam ettiği kimselerin ve amelesinin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zarardan sorumludur.” Yine 27.3.1957 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre; Borçlar Kanunu’nun 55.maddesi gereğince adam kullananın sorumlu tutulabilmesi için, kendisinin kusuru şart olmadığı gibi, kullandığı adamın dahi kusuru kanuni şartlardan değildir.Bu noktada, Borçlar Kanunu’nun 55.maddesinde düzenlenen “adam çalıştıranın sorumluluğu” için somut olayda “adam çalıştırma ilişki” ile “çalıştırılanın hizmetini yerine getirirken hukuka aykırı bir eylemle zarar vermesi” unsurlarının gerçekleşmesi zorunludur. Adam çalıştırma ilişkisinden sözedilebilmesi için ;bir kimsenin kendisine bağımlı durumda olan başka bir kişinin hizmetinden , kendi amaçları için yararlanması söz konusu olmalıdır. Başkasının hizmetinden yararlanma , çoğu zaman bir hizmet sözleşmesine dayanır. Adam çalıştırma ilişkisi için çalıştırılanın, çalıştıranın buyruğu altında olması, onun gözetiminde işi yapması ve onun talimatıyla bağlı bulunması gerekir
Somut olayda davalı işveren İl Özel İdaresi (…) şöförü olan …’nün, şantiye sorumlusu olan …’ın, ekip sorumlusu olan …’ın istihdam edeni olarak BK.55.maddesine göre bu kişilerin kusurlarından diğer işçisi Hikmet Giriftin’in ölümü ile sonuçlanan olayda hak sahiplerine karşı bu işçilerle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olup BK.nun 142.maddesine göre davacılar zararlarının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacakları dava ile isteyebilecekleri gibi sorumluların hepsi aleyhine açabilecekleri tek bir dava ile de talep edebilirler.
Yapılacak iş; mahkemece yargılama sırasında alınan 18.4.2002, 17.6.2006, 19.7.2007 tarihli kusur raporları değerlendirilerek İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları göz önüne alan ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İşgüvenliği Tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde inceleyen olayın oluşumuna uygun olan rapor belirlenip bu rapor esas alınarak çıkacak sonuca göre karar verilmelidir.
Kabule göre de; mahkemece kısa ve gerekçeli kararda sadece “davacı” diye hüküm kurulduğu, karar başlığında da sadece eş …’in adının yazılı olduğunun anlaşılmasına göre ölenin çocukları olan davacılar Samet ve Ahmet Giriftin’in açtığı dava hakkında bir karar verilmemesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 30.4.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.