Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/16497 E. 2008/21070 K. 23.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16497
KARAR NO : 2008/21070
KARAR TARİHİ : 23.12.2008

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle; davalılardan Cevat Karataş hakkındaki davanın reddine, 37.130,35 YTL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılardan Sinasos İnş. San.Tic.Ltd.Şti. vekilince istenilmesi ve duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 23.12.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan Sinasos İnş. San. Tic.Ltd.Şti. vekili Avukat … …..geldi. Karşı taraf ile diğer davalılar adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre, temyiz eden davalı Sinasos İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava; 15.07.2003 tarihinde zararlandırıcı sigorta olayı sonucu %15,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, sigortalının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile talep gibi 15.000,00-YTL manevi tazminata karar verilmiştir.
Maddi tazminatın belirlenmesinde ve davalı Cevat Karakaş’a yönelik davanın reddinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşüldüğü anlaşılmaktadır.
28.12.2004 Havale tarihli dava dilekçesinden açıkça anlaşıldığı üzere, davacı zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunurken, kazanın meydana gelmesinde sigortalının hiçbir kusurunun olmadığını belirtmiş, giderek davalıların tam kusuruna dayanmışlardır. 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere ölenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir. Somut olayda, kazalının %20 oranında kusurlu bulunduğu kusur raporu karara esas alınmıştır. Hal böyle olunca ve özellikle, sigortalının kusursuz olduğu belirtilerek dava açılmış olmasına göre, sigortalının müterafik kusuru gözetilerek bir miktar indirim yapılmak suretiyle manevi tazminatın belirlenmesi gerekirken, talep gibi manevi tazminat takdiri usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine;
“1- 22.130,35-YTL maddi tazminat ile takdiren 14.000,00-YTL manevi tazminat olmak üzere toplam 36.130,35-YTL tazminatın 15.07.2003 olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar Sinasos İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ile …’den dayanışmalı olarak alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat talebi ile davalı Cevat Karakaş Hakkındaki davanın reddine,
2-Alınması gereken 1.951,04-YTL ilam harcından peşin alınan 580,10-YTL’nin indirimi ile kalan 1.370,94-YTL ilam harcının davalılar Sinasos İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ile …’den dayanışmalı olarak tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından başvurma ve peşin harç olmak üzere yatırılan toplam 590,20-YTL harç giderinin davalılar Sinasos İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ile …’den dayanışmalı olarak tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Reddedilen ve kabul edilen miktarlar nazara alınarak, davacı tarafça yapılan yargılama giderinden takdiren 370-YTL’nin davalılar Sinasos İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ile …’den alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davacı yararına takdiren 3.913,00-YTL avukatlık ücretinin davalılar Sinasos İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ile …’den dayanışmalı olarak alınarak davacıya verilmesine,
6- Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davalılar yararına reddedilen tazminat miktarı üzerinden 824,36-YTL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalılar Sinasos İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ile …’e, Davalı Cevat Karakaş’a yönelik davanın ret sebebi farklı olduğundan 3.020,00-YTL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı Cevat Karakaş’a verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, davalılardan Sinasos İnş. Ltd.Şti. yararına takdir edilen 550.00 YTL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, 60.00YTL temyiz başvuru harcı yatırılmış olduğu anlaşılmakla, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 23.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.23.12.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Düzelterek Onama yönündeki çoğunluk görüşüne aşağıdaki nedenlerle karşıyım:
1-Yüksek Mahkeme, bir inceleme mahkemesidir. Hüküm mahkemesi değildir. Denetim makamı, temel olarak hükmü bozma veya onama ile yetkilidir. Düzeltilerek Onama, istisnai bir yetkidir. İstisnai yetkiler yorumla genişletilemez. Manevi tazminatta düzelterek onama yetkisi genel olarak başvurulan bir yetki değildir. Nitekim dairemizin önceki uygulaması ve diğer tazminat dairelerinin uygulamaları manevi tazminatta düzelterek onama yetkisini işletme biçiminde olmamıştır. İstikrarlı uygulamada bu şekilde teşekkül etmiştir.
2-Manevi tazminatı takdir hakkı, hüküm mahkemesinindir (BK.45.47.49 ve MK. 24). Yasa koyucunun bu yetkiyi alt mahkemeye vermesinin temel nedeni alt ahkemenin hukukun yanında vakıaları değerlendiren bir mahkeme oluşudur. Yargı makamlarından olaya
ve maddi delillere en yakın olan organ alt mahkemedir. Manevi tazminat çoğunlukla olayların takdirinden kaynaklanan bir tazminat şeklidir. Yüksek Mahkeme elbette alt mahkemenin takdirini inceleyebilecektir. Ancak alt mahkemenin yerine geçerek takdiri bizzat kendisi yapamayacaktır.
3-Düzelterek onama Prof. Kuru’nun isabetle vurguladığı gibi hukuk kuralının uygulanmasında hata edilmiş olması ön şartına bağlıdır. Yeniden yargılamayı gerektirmemek gerekli ve fakat yeterli olmayan bir şarttır. Takdir hakkının az veya çok kullanılması bir hukuk hatası anlamına gelmez. Bu bir tercih meselesidir.
4- 3 nolu gerekçemin doğal uzantısı, bu tür bir uygulamanın hakimin direnme hakkını ve bozma aleyhinde olan tarafın direnmeyi isteme imkanını ortadan kaldırmaktadır. Usul dengesi, HUMK. 438 hükmü yanlış yorumlanarak bozulmaktadır.
5-Düzeltilen miktar ile hükmedilen miktar arasında büyük bir fark yoktur. Özellikle enflasyonun para değerini hızlı bir şekilde çökertmesi karşısında her ikisi arasındaki fark önemsenemez. Takdir ve hakkaniyet hukuku terimiyle, Yargıtay’ın müdahalesini haklı kılacak fahiş bir hata yoktur. Bu yönden düzelterek onama gerekçesinin hakkaniyet ve hak temelinde de dayanağı bulunmamaktadır. Daha ötesi olayın niteliğine, manevi tazminatın amacına ve para değerinin azaltıcı karakterine göre hükmedilen tazminat dahi azdır. Ne var ki davacı temyizi olmaksızın Yüksek Mahkemenin böyle bir gerekçe ile davacı lehine dokunma hakkı yoktur.
6-Çağımızın hukuk anlayışında manevi tazminatın belirlenmesinde keyfilikler eşitsizlikler aşılmakta, ortak ve somut bir ölçü bulmak gerektiği kabul görmektedir. Kimilerine göre manevi tazminat acı ve üzüntüyü giderme ve öfkeyi yatıştırma parasıdır. Yargıtay’ın 22.06.1966 gün 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında benimsenen ve dairemizin çoğu kararında yenilenen bu görüş, eski çağların öç almayı önlemek ve toplumda huzur ve barışı sağlamak adına konulan kısas kuralını ve uzantısı olan “diyet” uygulamasını çağrıştırmaktadır. Dünyada hiçbir aletin dozunu saptamayacağı bir acının, üzüntünün, bunalımın ve sıkıntının manevi tazminatın dayanağı ve ölçüsü sayılması akla uygun olmadığı gibi aynı zamanda sakıncalıdır.
Bu olumsuzluğu aşmada alınması gereken ölçülerin neler olması lazım geldiği noktasında; şu saptamalarda bulunmayı uygun görmekteyiz.
Manevi tazminatın, maddi tazminat ödenmesinin imkansızlığı durumunda tamamlayıcı ve denkleştirici işlevini göz ardı etmemek gerekir. Hiç maluliyet olmasa bile, bedensel zarara uğrayan kişinin manevi tazminat isteyebileceğini artık Yargıtay’da benimsemiştir. Öyleyse manevi tazminatın acı, üzüntü, öfke, kin gibi duygusal işleminden arındırılıp maddi tazminatın yetersiz kaldığı durumlarda onun eksiğini ve açığını kapatıcı, zararı denkleştirici somut gerçekçi ve toplumsal bir işlevinin olduğuna inanmaktayız. Ayrıca “sosyal ve ekonomik durum ölçütü” zengine daha çok, yoksula daha az manevi tazminat ödenmesini amaçlayan bir anlayışın izlenimini vermektedir. Oysa kişilerin onuru, saygınlığı, kişilik ve yaşam hakları, bedensel bütünlükleri onların varlıklı veya yoksul, mevki ve makam sahibi veya sıradan yurttaş oluşlarına göre değerlendirilmemeli, cana gelen zarar için manevi tazminat miktarı belirlenirken de, zengin-yoksul, maddeci-emekçi, şehirli-köylü, eğitimli-eğitimsiz, ayrımı yapılmadan, zararın azlığına çokluğuna, haksız eylemin ve hukuka aykırılığın niteliğine, kusurun ve sorumluluğun derecesine göre değerlendirme yapılmalı, hüküm altına alınacak manevi tazminat, maddi tazminatı tamamlayıcı ve zarar vereni caydırıcı bir işlev görmelidir. Giderek vardığımız bu sonuç YHGK.’nun 23.06.2004 gün ve E:2004/13-291, K:2004/370 sayılı kararı ile de desteklenmektedir. Bu anlayış bir bakıma da, Anayasamızın 10.maddesinde ifadesini bulan “eşitlik ilkesi” ne de uygun düşecektir.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle manevi tazminatın çokluğu gerekçesine dayalı olarak miktarın azaltılması suretiyle hükmün düzeltilerek onanması yönündeki sayın çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.