Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/16572 E. 2009/14606 K. 10.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16572
KARAR NO : 2009/14606
KARAR TARİHİ : 10.11.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 1.1.1985- 27.6.2006 tarihleri arasında 506 ve 1479 sayılı yasalara tabi çalışmaları dışında tarım … sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava nitelikçe, davacının 01.01.1985 ile 27.06.2006 tarihleri arasında 506 ve 1479 sayılı Yasalara tabi çalışmaları dışında 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece 506 sayılı Yasa kapsamındaki çakışan çalışması ile vergide kayıtlı olduğu süreler dikkate alınarak davacının 01.01.1985–01.10.1985, 30.05.1986–17.01.2000, 31.12.2001–27.06.2006 tarihleri arasında kalan sürede davalı kurumda Tarım-Bağ Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmişse de varılan bu sonuç hatalı olmuştur.
Gerçekten Tarım … sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, gerek 506 ve gerekse 1479 sayılı Yasalar kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı Yasanın 36 ve 10.maddesindeki şartlarında gerçekleşmesi halinde 506 ve 1479 sayılı Yasalar kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım … sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği, 506 ve 1479 sayılı Yasalar kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde ise, tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının ve anılan çalışmaların sona ermesinden sonra, 2926 sayılı yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, doğrudan prim yatırılması veya aynı yasanın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda davacının 30.03.1985 tarihli giriş bildirgesine göre muhtarlık beyanı esas alınarak 01.01.1985 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak tescil edildiği, tescil tarihinden itibaren prim ödemesinin bulunmadığı, 01.01.1999 tarihinden itibaren Polatlı Ziraat Odasına üye olduğu, tapuda kayıtlı zirai taşınmazın bulunmadığı, 1991-2001 yılları arasında Eskişehir’de çay ocağı işlettiği süre dahil dava konusu dönemde kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyetinin devam ettiğinin zabıta araştırması ile belirlendiği, tanıklarında bu doğrultuda anlatımda bulundukları, dava konusu dönemde 10.09.1985-15.02.1986 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmasının bulunduğu, 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak 891 661 951 sicil numarası ile tescili bulunmakla birlikte 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığına ilişkin sigorta dosyası ile sigortalı bilgilerini içeren hizmet belgesinin dosyaya getirtilmediği, 17.01.2000-31.12.2001 tarihleri arasında vergi, 09.03.2000-25.04.2006 tarihleri arasında oda ve sicil kaydının bulunduğu dosya içerisinden anlaşılmaktadır.
Davacının 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmasının kısa süreli olduğunun kabulü ile dışlanması doğrudur. Ancak 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının 506 sayılı Yasaya göre çalışmanın başladığı 10.09.1985 tarihinden bir gün öncesi 09.09.1985 tarihinde sona erdirilmesi gerekirken 2926 sayılı Yasanın 6/b maddesine aykırı olarak 01.10.1985 tarihinde sona erdirilmesi isabetsizdir. Öte yandan davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında geçerli bir sigortalılığının bulunup bulunmadığı ve sigortalı olduğu süre belirlenmeden vergide kayıtlı olduğu süreler dışlanmak suretiyle karar verilmesi de isabetsizdir. Zira davacının vergide kayıtlı olduğu sürelerde 1479 sayılı yasa kapsamında geçerli bir sigortalılığının bulunması halinde bu çalışmanın uzun süreli bir çalışma olduğunun kabulünün gerekeceği ve 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığın başlatılması için Kuruma başvurusunun veya teslim ettiği ürün bedelinden tevkifatının ya da doğrudan prim ödemesinin bulunup bulunmadığının giderek yeniden kayıt ve tescil konusundaki iradenin ortaya konulup konulmadığının araştırılmasının gerektiği ortadadır.
Yapılacak iş davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının bulunup bulunmadığı ve süresini belirlemek, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık kısa süreli ise, 506 ve 1479 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışlanmak suretiyle dava konusu dönemde 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın geçerli olduğuna karar verilmek, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık uzun süreli ise bu kez 1479 sayılı Yasa kapsamındaki uzun süreli çalışmanın sona ermesinden sonra, 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığın başlatılması için Kuruma başvurusunun veya teslim ettiği ürün bedelinden tevkifatının ya da doğrudan prim ödemesinin bulunup bulunmadığının giderek yeniden kayıt ve tescil konusundaki iradenin ortaya konulup konulmadığının araştırılmak ve sonucuna göre karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.