YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17347
KARAR NO : 2009/16078
KARAR TARİHİ : 10.12.2009
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davalı (Alacaklı) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Uyuşmazlık 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan istihkak davasına ilişkindir..
Dava konusu menkul mallar 23.7.2007 tarihinde … Daire /1 Osmanbey adresinde haczedilmiştir.Bu adres borçlu Ltd.Şirketinin takip ve ödeme emri tebliğ adresidir.Hacizde hazır bulunan … borçlunun bu adreste önceden kiracı olduğunu ancak daha sonra ayrıldığını ileri sürerek davacı 3.kişi adına istihkak iddiasında bulunmuştur.Borç 30.11.2005 tarihli çekten kaynaklanmaktadır.Borçlu şirket ortağı… davacı Limited şirketin eski ortağı olduğu ve davacı Limited şirketteki hisselerini 11.4.2005 tarihinde devrederek ortaklıktan ayrıldığı yine haciz adresine ilişkin tapunun…adına kayıtlı iken 15.4.2005 tarihi itibariyle davacı 3.kişi şirkete satışının yapıldığı dosyadaki kayıt ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Borçlu takip ve ödeme emri tebliğinden sonra 16.10.2006 tarihinde yayınlanan Ticaret Sicil Gazetesindeki ilanla haciz adresini terk etmiş davacı 3.kişide 28.11.2006 tarihli ilanla haciz adresini şube olarak faaliyete geçirmiştir Ancak öncesinde de davacı 3.kişi haciz adresine bitişik durumda olan … adreslerinde faaliyette bulunmaktadır.Davacı 3.kişi Ltd.şirket ortakları Aydemir soyadlı kişilerden oluşmaktadır.Her ne kadar davacı haciz adresinin borçlu tarafından terk edildikten sonra kendileri tarafından faaliyete geçirildiğini borçlu şirketle aralarında bir devir ilişkisinin bulunmadığını aralarında herhangi bir organik bağında bulunmadığı gibi çalışan sigortalı işçilerinin de aynı olmadığını öte yandan haciz adresinin borcun doğumundan önce kendileri tarafından satın alındığını ileri sürerek istihkak iddiasında bulunmuş ise de iddia danışıklı olup alacaklılardan mal kaçırmaya yöneliktir.
Haciz adresinin borcun doğumundan takip ve ödeme emri tebliğinden sonra borçlu tarafından terk edilerek davacı tarafından işletilmesi danışığa dayalı iş yeri devri niteliğindedir.Davacı 3.kişi ortakları ile borçlu ortakları arasındaki akrabalık ilişkisi,davacı Şirketin eski ortağı… halen borçlu şirket ortağı ve temsilcisi olması ve borçlu ile yan yana işyerlerinde faaliyete bulunması sebebiyle borçlunun borca batık halini bilebilecek durumda olup borçlu ile davalı arasındaki bu ilişki, ticari işletme devri niteliğinde bulunduğundan İİK’nun 44 ve Borçlar Kanununun 179. maddelerinin uygulanması gerektiği açıktır.. Anılan maddelerde öngörülen koşulların yerine getirildiği iddia ve ispat edilmemiştir. Gerçekten borçlu şirketin devri kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirilerek ilan edildiği ve mal beyanının verildiğine ilişkin dosyada hiçbir kanıt yoktur.Davacının haciz adresini tapudan borçlu şirket ortağından satın almış olması sonuca etkili değildir
Bu durumda; devir alacaklının haklarını etkilemeyeceği gibi, devralan davacıda Borçlar Kanununun 179. maddesi gereği işletmenin borçlarından sorumlu bulunduğundan, davanın reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalı(Alacaklıya) iadesine 10.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.