YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17704
KARAR NO : 2009/7439
KARAR TARİHİ : 28.05.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan … ve … A.Ş. vEkillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine.
2- Dava iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahibinin uğradığı maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkinidir.
Mahkemece, davalı … … hakkındaki davanın atiye bırakılmasına, davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı … ve … Sanayi ve Ticaret AŞ ‘den müteselsilen tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı eşin murisi olan sigortalı Ali Gedik ‘in 30.9.2003 tarihinde davalı şirketin ek bina inşaatında kalıpçı olarak çalışırken duvara dayanılarak kullanılan tek kişilik merdivenden düşerek beyin kanması sonucu öldüğü olayda, Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama da hükme esas alınan 30.3.2006 tarihli bilirkişi raporunda ölen işçinin 3/8 oranında, şirket müdürü …’ın 5/8 oranında kusurlu bulunduğu kabul edilerek Necdet …’ün beraatine , sanık … Yaşarın mahkumiyetinde karar verildiği,. mahkemece alınan 25.12.2006 ve 18.2.2008 tarihli bilirkişi heyeti raporlarında ölen işçinin %10 oranında, davalı şirketin %75 oranında şirket müdürü …’ın da %15 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde somut olayda davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır.
3- Öte yandan davacı vekili 26.9.2006 havale tarihli dilekçesinde murisin tamamen kusursuz olduğu kanaatini belirterek yeniden bilirkişi incelmesi yaptırmağa davacının gücü yetmediğinden ceza dosyasında hükme esas alınan bilirkişi rapor ve kusur oranlarının dikkate alınmasını istediğine göre, mahkemece alınan kusur raporlarında ölen işçiye ceza davasında hükme esas alınan bilirkişi raporlarında daha az kusur izafe edildiğinden artık davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek maddi zararın hesabında Bursa 6. Asliye Ceza Mahkmesince hükme esas alınan 30.3.2006 tarihli kusur raporundaki oranlarının dikkate alınması gerekeceğinin göz ardı edilmesi de isabetsizdir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz ve temyiz yoluna başvuru harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,28.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.