Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/17860 E. 2009/15156 K. 19.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17860
KARAR NO : 2009/15156
KARAR TARİHİ : 19.11.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 1.2.1984- 4.4.1987 tarihleri arası çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 01.02.1984-08.04.1987 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının 01.02.1984-08.04.1987 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davacının 01.02.1984 tarihinde davalı işyerinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesinin 01.03.1985 tarihinde Kuruma verildiği,hizmet cetvelinde davacının davalı işyerinden bildiriminin olmadığı,davalı işyerine ait 1984/1.dönem bordrosunda davacının adının bulunmadığı ve 1984/2.ve 3.dönem bordrolarına rastlanmadığının bildirildiği, anlaşılmaktadır.Mahkemece dönem bordroları getirtilmeden, dinlenen tanıkların yukarıda belirlendiği şekilde resmi kayıtlara geçmiş ve davacı ile aynı dönem çalışmış kişilerden veya komşu işyeri çalışanlarından olup olmadığı tesbit edilmeden,davalı işyerinin kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı da araştırılmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak,davalı işyerinin kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığını araştırmak,dönem bordrolarını getirterek davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tesbit edip beyanlarına başvurmak,daha önce dinlenen tanıkların bordro tanıkları olup olmadıklarını denetlemek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de,506 sayılı Yasa’nın 60/G maddesine göre, 18 yaştan önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir. Başka bir anlatımla, 18 yaştan önceki süreleri sigortalılık süresine dahil edilmez isede, “prim ödeme gün sayılarının hesabına” dahil edilir. Bu bakımdan, 10.02.1968 doğumlu olan davacı 01.02.1984 tarihi itibariyle 16 yaşında olduğundan, 18 yaştan önceki sürelerin, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilmek üzere tesbiti gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılardan kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.