Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/18011 E. 2009/7585 K. 01.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/18011
KARAR NO : 2009/7585
KARAR TARİHİ : 01.06.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere kanuni gerektirici nedenlere göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının geçirdiği iş kazası sonucu bedensel zarara uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece manevi tazminat isteminin aynen kabulüne davacının maddi zararının bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının davalı şirkete ait işyerinin ambalaj bölümünde çalışırken 4.1.1986 tarihinde üzerine şeker çuvalı düşmesi sonucu yaralandığı, olayın SGK’ca iş kazası olarak kabul edildiği, SGK’ca düzenlenen sağlık raporlarıyla 4.1.1986-24.5.1986 tarihleri arasında istirahatli kılındığı bu dönem için geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği ve 24.9.1999 tarihli Sağlık Raporuna dayanılarak SGK Sağlık Daire Başkanlığınca beden güç kaybına uğramadığına karar verilmesi üzerine davacının açtığı sürekli iş göremezlik oranını tesbitine ilişkin Ankara 6. İş Mahkemesinin 2000/ 965 Esas sayılı dosyasında görülen davada Yüksek Sağlık kurulunca 30.1.2004 tarihinde maluliyetinin gerçekleşmediğine karar verildiği, Adli Tıp Kurulu 3. İhtisas Dairesince düzenlenen 2.8. 2004 tarihli raporda maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceği ve bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceğinin bildirildiği, mahkemece davanın reddine ilişkin kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği tazminat davasında mahkemece alınan T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 21.6.2007 tarihli Sağlık Kurulu raporunda davanın 20 gün iş ve gücünden kaldığının bildirildiği, mahkemece alınan 5.5.2005 tarihli hesap raporunda davacının istirahatli olduğu 4.1.1986-24.5.1986 tarihleri arasında 155.095.23 TL (0,15 TL) gelir elde edebileceği, SGK’ca bu dönem için 160.000.00 TL (0,16 TL) geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği, maddi zararının bulunmadığının bildirildiği, mahkemece davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava nitelikçe Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
506 sayılı Yasa’nın 16. maddesinde iş kazası veya meslek hastalığı dolayısıyla geçici iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 89. maddesinde ise yatarak tedavi halinde günlük kazancın yarısı, ayakta tedavi ettirildiğine günlük kazancın 2/3 oranında ödenek ödeneceği bildirilmiştir. Geçici iş göremezlik devresinde sigortalının çalışamadığı dönemde yoksun kaldığı gelirde iş kazası sonucu oluşan maddi zarar kapsamındadır. Raporlu olunan dönemde çalışamayan sigortalının bu dönemde
yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının oluşacağı ve bu zararında maddi zarar içerisinde kabul edilmesi gerektiği açıktır. Sigortalının zararlandırıcı olay nedeni ile tedavisinin devam ettiği ve çalışamadığı sürelerde %100 iş gücü kaybına uğradığı kabul edilerek bilirkişi aracılığıyla maddi zarar tespit edilip SGK.’ca ödenmesi gereken geçici iş göremezlik ödeneği düşüldükten sonra elde edilecek sonuca göre maddi zarar belirlenmelidir.
Zarar görenin tam olarak iyileşmesi, şifa bulması halinde geçici işgöremezlik söz konusudur. Bu süre bir tedavi devresini içine alır. İyileşme ve şifa bulma farklı kavramlardır. İyileşme hali her türlü tedavinin yapılmasına tıp tekniğinin bütün imkanlarının kullanılmasına rağmen arızalara tedavi yoluyla tesir etme olanağının kalmamış olması halidir. Bu hallerde arıza ve ızdıraplar ortadan kalkmamış olup yalnızca halinde bir düzelme söz konusudur. Geçici iş göremezlik zararının hesabında iyileşme tarihinin tesbiti ayrı bir önem taşır. İyileşme tarihi aynı zamanda işe başlama tarihindir. Bu tarihi tedaviyi yapan doktor veya sağlık kurulu tesbit etmiş olabilir. İtiraz halinde bilirkişi incelemesi yaptırılmalıdır. Olay tarihi ile iyileşme süreleri içinde iş göremezlik derece derece azalır.
Öte yandan ceza hukukundaki mutad işten kalma ile iyileşme ve şifa bulma da ayrı kavramlardır. Kişinin normal bedeni faaliyetlerini esas alarak belirlenen ” mutad iştigalden kalmak” süreyi esas alır. Borçlar Hukukunda ise, esas olan mesleki işten kalmadır.
Somut olayda davalı Kurum Sağlık Tesislerince davacının 4.1.1986-24.5. 1986 tarihleri arasında istirahatli kılındığı 24.5.1986 tarihinde işe başlayabileceği bildirilmiş ise de Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi davacının iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. Kurum Sağlık Tesislerince düzenlenen rapor ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi raporu arasındaki çelişkinin 28.6.1976 gün ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadi Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınmak suretiyle giderilmesi gerekir.
Yapılacak iş; Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınarak davacının ” iyileşme süresini” hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlemek, davalı işveren vekilinin 18.4.2005 tarihli dilekçesinde davacının 2.6.1986 tarihinde askere gittiği ileri sürdüğünden davacının askerlik görevini yaptığı tarihleri ilgili Askerlik Şubesinden sormak ve tüm deliller bir arada değerlendirilerek çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin raporlar arasındaki çelişkiyi Adli Tıp Genel Kurulundan rapor almak suretiyle gidermek gerekirken T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Numune ve Araştırma Hastanesinden rapor almak suretiyle sonuca gidilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 60.00 TL temyiz başvuru harcı davalı tarafça yatırılmış olduğu anlaşılmakla, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine,
1.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.