YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/18178
KARAR NO : 2009/3940
KARAR TARİHİ : 17.03.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacıların yakınlarının iş kazası sonucu ölümü nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararlarının tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece manevi tazminat istemlerinin davalılardan kusurları oranında ayrı ayrı tahsiline, maddi tazminat istemlerinin de reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı … Limited Şirketi işçisi olan sigortalı İbrahim Yıldızın 22.7.2001 günü davalı … Limited Şirketi sahibi … ile birlikte davalı … Temizlik Limited Şirketinden kiralanan ve davalı operatör …’nın kullandığı vinçle dış cephe temizliği yaparken meydana gelen iş kazası sonucu vinçten 8. kat hizasından düşüp öldüğü, mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda İnterpak Temizlik Limited Şirketine % 40 ( % 5 i işveren ölen … a ait, % 35 i şirket tüzel kişiliğine ait) Boytem Vinç Limited Şirketine % 45 ( % 5 i işyeri yetkilisi … Tavukçuya ait, % 40 ı şirket tüzel kişiliğine ait) ve vinç operatör …’ya da % 5 oranında kusur izafe edildiği anlaşılmaktadır.
Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 50., 51., 142. maddelerine göre zarara uğrayan kişi zararının kendi kusuruna isabet eden kısmı dışındaki bölümünün tamamını müteselsil sorumlulardan hepsini hasım gösterip isteyebileceği gibi yalnızca birisi aleyhine açacağı dava ile de ondan talep edebilir. Anılan Kanunun 141. maddesi gereğinse teselsül ister yasadan ister sözleşmeden doğsun, bu kuraldan yararlanmak için, zarara uğrayanın daha geniş bir deyimle alacaklının talebi yeterlidir.
Ana kural bu olmakla ve davacının 29.8.2001 tarihli dava dilekçesinde müteselsilen sözcüğünü kullanmak suretiyle tahsil isteği bulunmamakla beraber; dava dilekçesindeki sözlerden ve ileri sürülen olaylardan ve bunların yorumundan, davacının dolaylı bir biçimde müteselsilen bir ödetme isteği bulunduğu anlaşıldığı takdirde, yukarıda belirtilen kuralın uygulanmasında yasal bir sakınca yoktur. Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Kuşku yoktur ki, yapılacak yorumlarda temel hüküm BK. nun 18. maddesidir. Bu genel yorum kuralı, dava sırasındaki bir beyanın, ya da dava ve cevap dilekçeleri ile tarafların yine dava sırasındaki yazılı bildirimlerinin yorumunda da uygulanır. Çünkü, gerek dava dilekçeleri, gerekse tarafların dava sırasındaki sözlü ve yazılı diğer bildirimleri, kural olarak, birer hukuksal işlemdir ve her hukuk işlemi gibi BK. nun 18 ve MK. nun 2. maddeleri gereğince bildirimde bulunanın kullandığı sözlere bakılmayarak, afakî iyi niyet kurallarınca kullanılan sözlerden veya yazılardan ne gibi bir
anlam çıkarılması gerektiği belli edilerek yorumlanmalı ve bu yorum sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
Temyiz incelemesine konu olan bu davada, davacılar tarafından düzenlenen 29.08.2001 günlü dava dilekçesinde, gerçekten açık bir şekilde müteselsilen sözcüğü kullanılmak suretiyle tahsil isteği mevcut değildir. Ne var ki, davacılar, bir iş kazasında ölen miras bırakanlarının olayda hiçbir kusurunun bulunmadığını açıkça vurgulamış ve üstelik davalılara belli oranda bir kusur atfetmek suretiyle iddialarını da sınırlamamış ve sonuçta (fazlaya ait talep haklarını saklı tutmak suretiyle) zararının tümünü davalı işverenlerden istemişlerdir. Artık burada, davacıların her davalıdan gerçekleşecek kusur oranında bir talepte bulunduğunu ileri sürmek mümkün değildir. Davacıların zararlı sonucu meydana getiren müteselsil borçlular aleyhine açtıkları bir davada zararın tümünü talep etmekle halin icabına göre, örtülü olarak değil, aksine BK.nun 142. maddesinde öngörülen teselsül kuralına açık bir şekilde dayandıklarının belirgin bir kanıtıdır; bu gibi durumlarda, müteselsilen sözcüğünün dava dilekçesinde kullanılmamış olması sonuca etkili değildir.
Mahkemece davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin olarak verilen hüküm doğru ise de; bu yön gözetilerek manevi tazminat istemlerinin müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümden silinerek yerine,
“1- Davanın kısmen kabulüne,
Davacı …’in maddi tazminat davasının davacının maddi zararının SGK’ca bağlanan aylığın peşin sermaye değeri ile karşılanması nedeniyle reddine, diğer davacıların maddi tazminat davalarının hak sahibi olmamaları nedeniyle reddine,
Manevi tazminat talebinin kabulü ile; davacı … ve … için ayrı ayrı 2.000.00’er TL. davacılar …, … ve … için ayrı ayrı 1.000.00’er TL manevi tazminatın 29.8.2001 dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar İnterpak Temizlik Limited Şirketi, Boytem Temizlik Limited Şirketi, … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
2-Maddi tazminat davasının davacının maddi zararının SGK’ca bağlanan aylığın peşin sermaye değeri ile karşılanması nedeniyle reddedildiğinden bu durumun dava açılmazdan önce davacı tarafından bilinmesi mümkün olmadığından, davalılar yararına avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
3- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 840,00 TL. avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
4-Davacılar tarafından yapılan toplam 848.68 TL. yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
5-Alınması gereken, 378,00 TL. karar ve ilam harcından peşin alınan 166,05 TL.nin düşümüyle kalan 211,95 TL. nispî harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına”, rakam ve sözcüklerinin yazılmasına kararın bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, davacıların 60.00-TL temyiz başvuru harcı yatırmış olduğu anlaşılmakla, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 17.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.