YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/18338
KARAR NO : 2009/16610
KARAR TARİHİ : 21.12.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde 01.09.1994-05.04.2003 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, 01.09.1994-05.04.2003 tarihleri arasında davalı işverenler yanında çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkeme, davacının Kurumu bildirimi yapılan 18.01.2000-04.04.2003 tarihleri arasındaki çalışmaları yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar vererek 01.09.1994-18.01.2000 tarihleri arasında davalı işveren … yanında çalıştığının tespitine hükmetmiştir.
Sosyal güvenliğe yönelik bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından Kuruma verilip verilmediği araştırılmak, işyerinin Kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı belirlenmeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, sürekli mi kesintili mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakf oldukları, işverenle, işçiyle ve işyeri ile ilişkileri dikkate alınmalı, tanık beyanları işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile kontrol edilmeli, yapılan işin niteliği belirlenmeli, mümkün oldukça dava konusu dönemde çalışmaları mevcut olan bordro tanıkları ile komşu ve yakın işyerlerinden yapılacak araştırma ve kayıtlarla belirlenmiş kimseler dinlenilmeli, tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli, dava konusu dönemle ilgili dosyaya gelen belgeler nazara alınarak bu hususlarda da araştırma ve inceleme yapılmalı böylece çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/21-479-578, 2005/21-495-582, 2006/21-43-98 sayılı kararları da bu yöndedir.
Dosyadaki delillerden, 18.01.2000 tarihli işe giriş bildirgesi ile davalı işveren … yanında geçen 18.1.2000-31.3.2000 tarihleri arasındaki 73 günlük çalışması ile 1.4.2000 tarihli işe giriş bildirgesi ile davalı işveren … yanında geçen 1.4.2000-4.4.2003 tarihleri arasındaki 1084 günlük çalışmaların eksiksiz olarak Kuruma bildirildiği, davacının tespitini istediği dönem içinde 5.5.1995-19.12.1995 tarihleri arasında Muzaffer-Pakize … işyerinden 108 günlük çalışması ile 1.9.1996-1.9.1999 tarihleri arasında Bir Eylül Yapı Ortaklığı işyerinden 926 günlük çalışmanın Kuruma bildirildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadığı, Muzaffer-Pakize … işyeri ile Bir Eylül Yapı Ortaklığına ait işyeri belgelerinin getirtilerek incelenmediği, bu işyerleri ile davalı işverenlere ait işyerleri arasında bir ilişkinin bulunup bulunmadığının belirlenmediği, bu çalışmaların niteliğinin araştırılmadığı, davacının davalı işyerlerindeki çalışmalarının niteliğinin saptanmadığı, işyeri dönem bordrolarından 2000-2003 yılları arasındaki devrelerin Kuruma verilmiş olması, 1994-2000 yılları arasındaki dönemlerle ilgili bildirim bulunmaması nedeniyle komşu işyeri çalışanları araştırmasının Emniyet yoluyla yaptırıldığı ancak yetersiz olduğu, belgelere göre dinenilen komşu işyerleri tanıklarından …’nun 1996 yılındaki 48 günlük çalışması dışında 1999-2003 yılları arasında çalışmalarının bulunduğu, bu haliyle beyanının soyut düzeyde kaldığı, tanık Mustafa Genç ile ilgili belge bulunmadığı, yine komşu işyeri olarak dinlenen …’in işyeri adresi ile davalı işveren …’a ait işyeri adresinin uyuşmadığı, diğer tanıkların ise uygun vasıfta bulunmadığı, sonuç olarak yetersiz araştırma ve eksik inceleme ile karar verildiği ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 21.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.