Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/19226 E. 2010/1420 K. 15.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/19226
KARAR NO : 2010/1420
KARAR TARİHİ : 15.02.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, aksine kurum işleminin iptaline, birikmiş aylıklarından şimdilik 500.00-TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dava; davacının tahsis talebinde bulunduğu 25.08.2006 tarihinde yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti ile aksi yöndeki davalı Kurum işleminin iptali ve birikmiş aylıklardan şimdilik 500.00-TL’nın faiziyle tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıya 1.10.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir.
Gerçekten, davacının Sigortalılık başlangıç tarihinin 23.08.1986 olduğu ve tahsis talep tarihi olan 01.09.2006 tarihi itibari ile 3201 sayılı Yasa kapsamında Almanya’da ev hanımı olarak geçen 23.08.1986 -25.08.2006 tarihleri arasındaki 7200 günü kuruma borçlanarak 20 yıllık sigortalılık süresinin bulunduğu konusunda uyuşmazlık yoktur.Uyuşmazlık davacının yaşlılık aylığı şartlarının yurt dışı borçlanmasını yaptığı tarih olan 25.08.2006 tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı Yasa’nın 35./2 maddesi uyarınca mı yoksa 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Yasa’nın 39 maddesi ile 1479 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 10.madde hükümlerine göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır.
1479 sayılı Yasa’nın geçici 10/1 maddesi; Bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlere göre,bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı itibariyle aylık bağlanmasına hak kazananlar ile aylık bağlanmasına hak kazanmalarına iki tam yıl veya daha az kalan sigortalıların, tam veya kısmi yaşlılık aylığı talep haklarının saklı olduğunu kabul etmiştir. Yurt dışı hizmet borçlanmasının yapıldığı 25.08.2006 tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasa’nın 35/2 maddesi ise sigortalının yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için kadın ise 60, erkek ise 62 yaşını doldurmuş olması, 15 yıldan beri sigortalı bulunması gerektiğini kabul etmiştir.
Somut olayda davacının 1959 yılında doğduğu açık olup, 3201 sayılı Yasa kapsamında Almanya’da ev hanımı olarak geçen hizmetlerinden 7200 günü kuruma 25.08.2006 tarihinde ödemiştir.Davacının 4447 sayılı Yasa’nın 39 maddesi ile 1479 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 10 maddesinin yürürlüğe girdiği 08.09.1999 tarihinde Türkiye’de
1479 sayılı Yasa Kapsamında sigortalı olarak çalışması bulunmadığı gibi bu tarih de 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılmış bir borçlanması da bulunmamaktadır. Bu durumda davacının yaşlılık aylığı bağlanma koşullarının 3201 sayılı Yasa kapsamında Kuruma borçlanmanın yapıldığı 25.08.2006 tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasa’nın 35/2 maddesine göre değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2005 gün ve 2005/10-138 E,2005/221 K,15.03.2006 gün ve 2006/21-36E,2006/80 K. Ve 08.07.2009 gün ve 2009/21-309 E,2009/322 K, sayılı ilamları da aynı yöne ilişkindir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.