Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/19574 E. 2009/16719 K. 21.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/19574
KARAR NO : 2009/16719
KARAR TARİHİ : 21.12.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,1.10.2004 tarihinden itibaren yaşlılık sigortasından aylık bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, mahkeme kararının dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının 3201 sayılı Yasa’ya göre yaptığı borçlanma ile Türkiye’deki sigortalılık hizmetleri üzerinden bağlanan ve Almanya’da çalışmasının devam etmesiyle kesilen yaşlılık aylığının, yurt dışı çalışmasının bittiği 30.9.2004 tarihini tAkip eden aybaşı olan 1.10.2004 tarihinden itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının yurt dışı çalışmasının sona erdiği 30.9.2004 tarihini takip eden zaman içinde yurda döndüğü tarihten itibaren yeniden aylığı müstehak olduğu, bu tarihten sonraki dönem için Kurum tarafından gelirin iptaline ilişkin işlemin iptaline aylığın kesildiği 18.7.2007 tarihinden itibaren yeniden bağlanmasına karar verilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. ve 389. maddelerinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki,dava içinden davalar doğar,Hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Yargıtay’ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 19.6.1991 gün 323/391 sayılı ve 10.9.1991 gün 281-415 sayılı ve 25.9.1991 gün 355-440 sayılı kararları).
Somut olayda yurt dışında 11.10.1978-25.12.1993 tarihleri arasında geçen 6583 gün çalışmasını borçlanan ve yurt içindeki hizmetleriyle birlikte toplam 6583 gün üzerinden kendisine 1.10.1994 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlan davacının aylığı, Kurum’un 25.6.2007 tarihli işlemi ile 9.1.2007 tarihli Almanya’daki hizmetlerini gösteren belgeye göre 1.1.2002-30.9.2004 tarihleri arasında yurt dışında çalıştığının anlaşılması üzerine kesilerek 1.2.2002-18.7.2007 tarihleri arasında ödenen aylıkların gecikme zammı ile birlikte 26.725.00-TL borç olarak çıkarıldığı görülmüştür. Almanya’dan gönderilen 9.1.2007 tarihli hizmet cetveline göre davacının yurt dışındaki son çalışmasının 30.9.2004 tarihinde olduğu ve davacının bu tarihten sonra Almanya’da çalışma ilişkisinin bulunmadığının anlaşılmasına göre kesilen aylığın 1.10.2004 tarihinden bağlanması yerine mahkemece infaz kabiliyeti bulunmayacak şekilde yurda döndüğü tarihte aylığı mustehak olduğu ve Kurumun bu tarihten sonraki döneme ilişkin işleminin iptaline karar verilmesi usul ve yaysa aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. ve 2. bentlerinin silinerek yerine “1- Davacının kesilen yaşlılık aylığının yurt dışındaki çalışma ilişkisinin sona erdiği 30.9.2004 tarihini takip eden aybaşı olan 1.10.2004 tarihinde itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 21.12.2009 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.