Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/19599 E. 2009/16704 K. 21.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/19599
KARAR NO : 2009/16704
KARAR TARİHİ : 21.12.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Eresinler Oto Tic.San., … ve … Vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

I-Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalı …’ın hak sahiplerinin manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacı eşin isteminin kabulüne davacı anne ve babanın istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacılar murisinin 30.6.2000 tarihinden beri dava dışı PMB Torun Makine Çelik Kons. İth. İhr. Tiz San Ltd Şti işçisi olarak çalıştığı, iddialara göre bu şirketin taşeron olarak Eresinler Ser Plaza işyerinin demir doğrama işini üstelendiği işin yapımı devam ederken 25.9.2000 tarihinde inşaat işyerinin şantiye halinde olan ikinci bodrum katındaki baraka niteliğinde olan banyo kısmında murisin ölü bulunduğu, elektrikli şofbenin çalışır vaziyette olduğu Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun 5.6.2002 tarihli raporunda ölüm olayının vücuda elektirik akımı geçmesine bağlı olarak gerçekleştiğinin bildirildiği, SSK Müfettişi’nin 25.1.2007 tarihli raporunda olayın iş kazası olduğunun belirlendiği ve bu rapor kapsamında sadece murisin işvereni olan dava dışı şirketin incelmeye tabi tutulduğu ve adresinde bulunmadığından kayıtlarına ulaşılmadığı, raporun ceza dosyasındaki verilere göre hazırlandığını anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanununun 53. maddesine göre hukuk hakimi kusur olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa dair hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, kusurun takdiri ve zarar miktarının belirlenmesi konusunda da ceza mahkemesi kararı ile bağlı değildir.Ancak Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararındaki, fiilin hukuka aykırılığını ve iliyet bağını saptayan maddi olaya ilişkin kabul, hukuk hakimini de bağlar. Olayla ilgili açılan ve Bakırköy 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/1061 Esas sayılı dosyasında alınan 15.3.2003 tarihli bilirkişi heyeti raporunda sanıklardan …’ın plaza idari amiri, …’ün işyeri mimarı, Necip Volkan’ın işyeri inşaat mühendisi ve sanık …’nın ise işyerinde demir doğrama işlerinde taşeron firmanın sahibi ve maktülün işvereni olduğu her bir sanığın işveren adına hareket eden işveren vekilleri olduğundan ve işyerinde işçi ve işyeri güvenliği sağlamakla , gerekli önlemeleri almakla, planlı ve sistemli bir çalışma ile işyeri risklerini bertaraf etmekle görevli olduklarından bu sanıkların her birinin 2/8’er oranında kusurlu bulunduklarından haklarında ceza tertip edildiği verilen kararın tebliğ aşamasında olup henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır .
Dava konusu olay iş kazası olup , iş hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş aktinden doğan işçiyi gözetme(koruma) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
Mahkemece ceza yargılaması sırasında düzenlenen kusur raporu esas alınarak kusurun aidiyet ve oranları belirlenmiştir. Hükme dayanarak alınan bilirkişi raporunda ise ; bilirkişinin, İş Kanunun 77. maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptamadıkları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, kusur raporunun, İş Kanunun 77. maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Mahkemece yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu yeniden yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, meydana gelen iş kazasında davalıların kusurlarının bulunup bulunmadığı konusunda alınacak rapora göre sonuca gitmekten ibarettir.
2-Öte yandan mahkemece tazminattan asıl işveren olarak sorumlu tutulan davalı …’nin somut olayda asıl işveren olduğunu gösteren bir sözleşme veya belgenin dosyada bulunmadığı halde sorumluluğa esas dayanak noktası gösterilmeden asıl işveren olarak kabul edilmesi de isabetsiz olmuştur. Somut olayda iş kazasının gerçekleştiği işyeriyle, yapılan işle ve taşeron olduğu iddia edilen dava dışı PMB Torun Makine Çelik Kons. İth. İhr. Tiz San Ltd Şti ile davalı … arasındaki iş hukukundan kaynaklanan ilişkileri tespit edilerek iş kazası olayındaki bu davalının sorumluluğunun belirlenmesi gerekir.
3-Davacılar vekili 8.4.2008 tarihli oturumda davalı … öldüğünden hakkında ki davayı takip etmediklerini bildirdiği halde, mahkemece bu davalının ölüp ölmediği konusunda nüfus kaydı getirtilmeden, davacının açıkça davayı atiye bıraktığı yönündeki beyanı da dikkate alınmadan bu davalı hakkında davaya devam edilerek aleyhine hüküm kurulması hatalı olmuştur.
4-Muris, işe giriş bildirgesine ve SSK kayıtlarına göre 30.6.2000 tarihinden beri PMB Torun Makine Çelik Kons. İth. İhr. Tiz San Ltd Şti’nin işçisi olduğu halde husumetin şirkete yöneltilmesi gerekirken şirket ortağı olduğunu iddia eden … hakkında sadece şirket ortağı olması nedeniyle davalı gösterilmesi doğru değildir. Bu konuda davalı gösterilen …’nın meydana gelen iş kazasında şahsi kusurunun tespit edilmesi halinde şirket ortağı olması sıfatı ile değil de kişisel kusurundan dolayı sorumlu tutulabileceği, aksi taktirde şirketin kusurundan, ortağın sorumlu tutulamayacağı hususu gözetilerek bu davalının husumete ilişkin itirazı konusunda değerlendirme yapılmadan hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair itirazları incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 21.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.