Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/19632 E. 2009/16643 K. 21.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/19632
KARAR NO : 2009/16643
KARAR TARİHİ : 21.12.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,davalı işveren nezdinde çalıştığı günleri ile isteğe bağlı yatırdığı primlerin SSK’ya tabi olarak tespit edilmesini ve emekliliğine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, 11848707 sigorta sicil nosu ile 22.7.1978-31.7.1978 tarihleri arasında geçen 10 günlük sigortalı hizmetin davacıya ait olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğundan yerinde değildir.
Davacı, … kızı 10.7.1955 doğumlu …’in 11848707 sigorta sicil no’suna 22.3.2002 tarihinden başlamak üzere isteğe bağlı sigorta primi ödediği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık anılan sigorta sicil no’sunun davacıya ait olup olmadığının tespiti noktasındadır. Gerçekten, Orman İşletme Müdürlüğü ağaçlandırma işyerinden verilen 22.7.1978 tarihli bildirgede de yazılı olan kimlik bilgileri ile davacının kimlik bilgilerinin farklı olduğu bu bildirge ile yapılan bildirimlerin … kızı 15.3.1940 doğumlu … (Rençber)’e ait olduğu açıktır. Bu halde de hizmetin aidiyetine ilişkin sorunun çözümlenmesi ve bu yöne ilişkin araştırmaların yapılması gerektiği açıktır.
Bu tür davalarda sonuca ulaşılabilmesi için gerek Sosyal Güvenlik Kurumu gerekse işverenler yanında bulunan davacının imzası ile fotoğrafını içeren işe giriş bildirgesi asılları yanında ücret tediye bordroları gibi diğer belgeler getirtilip imzanın ve fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı konusunda bilirkişi görüşüne başvurularak benzerlik incelemesi yapılmalı, davacıyı yakından tanıması gereken dava konusu işyerinin işveren, müdür, şef, ustabaşı ve çalışma arkadaşları tanık sıfatıyla dönemlerde çalışıp çalışmadıkları denetlenmedir.
Mahkemece dinlenen davacı tanıkları davacının aynı köylüsü oldukları ve davacı ile çalıştıklarını iler sürmüş iseler de bu beyanların yeterli olmadığı açık olmakla birlikte salt bu beyanlara dayalı olarak istemin reddi de doğru değildir. Çünkü bu tanıkların kayıtlı-bordro tanıkları olmadıkları ortadadır.
Yapılacak iş; dosyaya ekli işyeri dönem bordrolarından davacı ile aynı tarihlerde çalışmış olan bordro tanıkları gerektiğinde resen seçilerek dinlenilmesi, bilgide ve varsa işyeri ücret bordrolarındaki imzanın davacıya ait olup olmadığı yöntemince incelenmeli, davacıya ait nüfus kayıt bilgileri ile işyerinden bildirimin yapıldığı kişiye ait nüfus kayıtları karşılaştırılmalı olarak ilgili nüfus müdürlüğünden sorulup ve tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra aidiyeti istenilen bildirge ve sigorta sicil no’su ile yapılan bildirim davacıya ait olup olmadığı yönünde bir karar vermekten ibarettir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.9.2007 gün ve 2007/21-600E., 2007/604K. sayılı ilamı da aynı yöndedir.
Mahkemece yazılı şekilde eksik inceleme ve araşırma ile yerinde olmayan bilirkişi görüş ve yorumuna dayalı olarak hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde,davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 21.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.