Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/19758 E. 2009/16476 K. 17.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/19758
KARAR NO : 2009/16476
KARAR TARİHİ : 17.12.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 1.3.1994- 30.10.1995, 1.5.2000-30.10.2000 ve 1.6.2001-5.11.2001 tarihleri arası çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı, gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının, dericilik iş yerinde 1.3.1994 – 30.10.1995, 1.5.2000 – 30.10.2000, 1.6.2001 – 5.11.2001 tarihleri arasında gergici olarak olarak çalıştığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesidir. Anılan maddede; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür. Somut olayda davacının 1.3.1994-30.10.1995 tarihleri arasındaki dönemin çalışmanın sonu olan 1995 yılı itibariyle, dava tarihinin 29.5.2002 olduğu dikkate alındığında hak düşürücü süreye uğradığı açıktır. Bu nedenle Mahkemenin 1.3.1994-30.10.1995 tarihleri arasındaki hizmet tespitine ilişkin talebi reddetmesi sonucu itibariyle doğrudur.
Davacının 1.5.2000-30.10.2000, 1.6.2001-5.11.2001 tarihleri arasında geçen ve SSK’na bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti talebine gelince; davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne var ki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır.
Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Somut olayda , davacının davalı iş yerinden sigortalı çalışmalarının bildirilmediği, dinlenen bordro tanıkları Hüseyin Alabaş ve Ahmet Dumlupınar iş yerinde çalışan tüm işcileri tanımadıklarını esasen herkesin bölümünün farklı olduğunu, gergi işinin niteliği gereği devamlılık arz etmediğini, ihtiyaç oldukça iş yerinin gergi sorumlu ustası …’in çevreden çoğu zaman kahvehaneden gergefçileri toplayarak çalıştırdığını, en fazla 3 gün üst üste çalıştıklarını bildirmişler diğer bordro tanıkları … ve … davacıyı tanımadıkların gergicilerin … tarafından getirildiğini bildirmişlerdir.
Bölüm sorumlusu bordro tanığı … ise,25.10.2002 tarihli celsedeki ifadesinde davacıyı tanıdığını ancak tam olarak hangi tarihte ve ne kadar süre ile çalıştığını hatırlayamadığını belirtirken davacı yanca açılıp bu dosya ile birleştirilen işcilik alacaklarına ilişkin açılmış bulunan Uşak İş Mahkemesinin 2003/335Esas-2006/820 Karar sayılı dava dosyasının 23.9.2005 tarihli celsede alınan ifadesinde davacının ne zaman ne kadar çalıştığını bilmediğini ancak işcilerle ilgili olarak tutuğu defterde davacının 40 gün kadar çalışmasının olduğunu bildirmiştir.Bu durumda davacının davalıya iş yerinde hizmet aktine dayalı olarak geçici sürelerle çalıştığı bölüm sorumlusu bordro tanığı Alim Gürel’in ifadesinden doğrulanmıştır.
Yapılacak iş;çalışma süreleri ,bu sürelerin başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda bu tanık tarafından tutulduğu bildirilen defter getirtilip üzerinde inceleme yapılarak çalışma süreleri tespit olunup oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yanlış değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.