YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/20094
KARAR NO : 2009/17057
KARAR TARİHİ : 24.12.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı,davalı işveren nezdinde 3.5.2004-2.10.2006 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davacının davalı şirkete ait iş yerinde 03.05.2004-02.10.2006 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kesintisiz çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacının 03/05/2004 – 02/10/2006 tarihleri arasında davalı işyerinde 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kesintisiz çalıştığının tesbitine.karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına davalı işyerinde çalışmasına dair işe giriş bildirgesi verihnediği,davalı işyerinde çalışmasına dair Kuruma hiç bildirim yapılmadığı.davalı işverene ait iş yerinin 506 sayılı Yasa kapsamında olup olmadığının araştırılmadığı, 1971-1982 yılları arasında farklı işyerlerinde kesintili olarak 1037 gün 506 sayılı Yasa”ya tabi zorunlu sigortalı çalışmalarının bulunduğu, 2004/5-2006/10. aylara ilişkin dönem bordrolarının işverence Kuruma verilmediği, davacının 06.09.1982 tarihinde başlayan ve devam eden 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu … sigortalılığının olduğu. 1982.1983.1992,1997.1998 yıllarında ve 10.05.2006.09.08.2006 tarihlerinde düzenli olmayan prim ödemelerinin bulunduğu, 15.824.00 TL prim borcunun olduğu, «davacının ve davalı işverenin sunduğu belgelere göre 04.06.2004 tarihinde … sigortalılığının terkin edildiği. 06.09.1982-16.12.1991,20.11.1995-29.01.2000,29.01.2000-31.12.2001 tarihleri arasında oto boyacılığından vergi kaydının olduğu, 07.04.2006 tarihinde 5458 sayılı Yasadan yararlanmak için başvuru yaptığı, 1992 ve 1997 anarından yararlandığı, … dosyasının getiılilmediği görülmektedir.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı.kabulüne karar verilen dönemle çakışan başka sigortalılığının bulunup bulunmadığı yönlerinden Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
[Davanın yasal dayanağını oluşturan. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578. 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Ayrıca Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olması nedeniyle “çakışan sigortalılık” olarak adlandırılan, bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olması hali. zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde yasalarda yer alan düzenlemelerle önceden başlayan sigortalılığa geçerlilik tanınarak isteğe bağlı sigortalılık ile zorunlu sigortalılığın çakışması halinde ise zorunlu sigortalılığa değer verilerek “çakışan sigortalılık” sorunu çözüme kavuşturulmalıdır.
Somut olayda; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışması bulunan bordro tanıkları yada kayıtlara geçmiş komşu iş yeri sahibi veya çalışanı oldukları belli olmayan tanıkların beyanı ile yetinilerek sonuca gidildiği ortadadır. Öte yandan, davacının … dosyası ve kayıtlarının Kurumdan istenmeyerek tesbiti talep edilen dönem ile … sigortalılığı arasında çakışma olup olmadığı hususu araştırılmadan sonuca gidilmiş olması da doğru değildir.
Yapılacak iş;davacının Bağ-Kıır dosyasını getirtmek, tespit kararı verilen dönem ile çakışma olup olmadığını denetlemek, çakışına olduğu tesbit edilirse 5510 sayılı Yasa’nın geçici 17.maddesinin somut olaya uygulanma olanağının bulunup bulunmadığıda gözetilerek yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda karar vermek, fiili çalışmanın ispatı yönünden de. yasa kapsamında işyeri olup olmadığını araştırmak, zabıta, maliye ve meslek Odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle işyerine hizmet tesbiti talep edilen tarihlerde komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yönteınince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.