YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/20212
KARAR NO : 2009/16986
KARAR TARİHİ : 24.12.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 3.9.2001- 3.1.2003 tarihleri arasında çalıştığının tesbitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan kurum vekilleri ile diğer davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle, kanuni gerektirici nedenlere göre davacının hizmet tespitine ilişkin hükme yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 03.09.2001-03.01.2003 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığını,işyerinden haksız olarak ayrılmak zorunda bırakıldığını, hizmetlerinin eksik gösterildiğini,tazminat ve alacaklarının ödenmediğini, ileri sürerek kesintisiz çalıştığının tesbiti ile ödenmeyen tazminat ve işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsilini istemiştir.
Mahkemece davacının 20.12.2001-05.01.2003 tarihleri arasında asgari ücretle sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığının kabulüyle Kurum’a bildirilmeyen sürelerin tesbitine, tazminat ve işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmiştir.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 20.12.2001-10.01.2002 arası 2001/3.dönemde 12 gün,2002/1.dönemde 10 gün,01.02.2002-28.06.2002 arasında 2002/1.dönemde 62 gün,2002/2.dönemde 43 gün,12.08.2002-05.01.2003 arasında 2002/2 .dönemde 14 gün,2002/3.dönemde 81 gün olmak üzere toplam 222 günlük çalışmasının Kuruma bildirildiği,bildirilen sürelere ait davacı tarafından inkar edilmeyen imzalı ücret bordrolarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacının tesbitini istediği sürelerle ilgili çalışmaları işverenin imzalı ücret bordrolarına uygun olarak Kuruma bildirildiği halde mahkemece imzasını içeren bordrolara geçmiş sürelerin dışındaki eksik bildirilen sürelerin tespitine karar verilmesi ve buna göre işçilik alacaklarının hüküm altına alınması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacının tesbitini istediği sürelerle ilgili olarak işverenin ücret bordrolarında davacının imzası bulunduğundan ve buna uygun olarak Kuruma bildirim yapıldığından hizmet tesbitine ilişkin istemin reddine karar vermek, bildirilen süreye göre işçilik alacaklarını bilirkişiye hesaplattırmak ve sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre davacı ile davalı işverenin işçilik alacaklarına ilişkin hükme yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davacı ile davalılardan kurum vekilleri ile diğer davalı tarafından 24.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.