YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/20238
KARAR NO : 2010/694
KARAR TARİHİ : 28.01.2010
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davalı (3.Kişi) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı alacaklı, istihkak iddia eden üçüncü kişiyi davalı göstererek İcra ve İflas Kanunu’nun 99. maddesine dayalı olarak üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddini istemiştir.
Borçlu davada taraf gösterilmemiştir. Kural olarak, istihkak davasında borçlunun davalı gösterilmesi için üçüncü kişinin istihkak iddiasına karşı çıkmış olması gerekir. Borçlunun İcra ve İflas Kanunu’nun 96/1. maddesi uyarınca davayı açan üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunması veya haciz sırasında hazır bulunmasına karşın üçüncü kişinin istihkak iddiasına karşı çıkmaması ya da İcra ve İflas Kanunu’nun 96/2. maddesi gereği yokluğunda yapılan üçüncü kişinin istihkak iddiası kendisine bildirilmesine karşın verilen üç günlük süre içinde itiraz etmemesi durumunda istihkak davasında davalı gösterilmesine gerek yoktur. Çünkü, bu durumda borçlu istihkak iddiasını kabul etmiş sayılır (İcra ve İflas Kanunu md. 96/2).
Somut olayda, borçlu 17.01.2008 tarihinde uygulanan haciz sırasında hazır bulunmadığı gibi dava konusu eşyaların haczine ilişkin tutanağın İcra ve İflas Kanunu’nun 103. maddesine göre borçluya tebliğ işlemi de yapılmadığından borçlunun istihkak iddiasına karşı çıkıp çıkmadığı anlaşılamamıştır. Bu durumda, davanın borçluya da yöneltilmesi gerektiği Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Hal böyle olunca, takip borçlusuna dava dilekçesi ve davetiye tebliğ edilerek, taraf teşkilinin tamamlanması ve borçlunun göstereceği kanıtların toplanması ve değerlendirilmesi gerekirken bu yönün gözardı edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davalı üçüncü kişinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı üçüncü kişinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya(3.Kişi) iadesine, 28.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.