YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/21129
KARAR NO : 2010/479
KARAR TARİHİ : 25.01.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk(İş)Mahkemesi
Davacı,3201 sayılı Yasa gereği kesin dönüş şartı oluşmadığı gerekçesi ile iptal edilen ve geri alınan yaşlılık aylığının yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı,3201 sayılı Yasa gereğince,kesin dönüş şartı oluşmadığı gerekçesi ile iptal edilen ve geri alınan yaşlılık aylığının yeniden bağlanmasını istemiştir.
Mahkemece,davacının yaşlılık aylığının kesin dönüş şartının oluşmaması nedeni ile davalı Kurumca iptali ve istirdadının yerinde olduğu ve borçlanma karşılığınında ödenen aylıklardan mahsup edilmesi nedeni ile geçerli bir borçlanması da bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir.
Dosyada ki bilgi ve belgelerden,davacının Almanya’da 3.12.1985-5.12.1989 ve 4.4.1990-10.4.1991 tarihleri arasında geçen 1808 gün hizmeti ile ,1.10.1972-2.12.1985 tarihleri arasında ev hanımı olarak geçen 2837 günlük hizmetini 3201 sayılı Yasa’ya göre 1993 yılında Kuruma borçlandığı,Türkiye’de 1.10.1991-31.4.1995 tarihleri arasında ödediği 1140 günlük isteğe bağlı prim ödeme süresi ile birlikte,1.10.1995 tarihinden başlamak üzere yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın 60/A-C maddesi gereğince yaşlılık aylığı bağlandığı,bağlanan bu aylığın 1998 yılında davacının 31.12.1996 tarihine kadar yurt dışında işsizlik yardımı alması,kesin dönüş şartının gerçekleşmemesi nedeniyle davalı Kurumca kesildiği ve ödenen aylıkların 2001 yılında ki icra takibi sonrasında davacıdan tahsil edildiği uyuşmazlık konusu değildir.Davada ki uyuşmazlık,davacının 3201 sayılı Yasa gereğince yaptığı borçlanma karşılığının dosyaya ekli Kurumun 29.8.2007 günlü yazısından anlaşıldığı üzere emanet hesabında bulunup bulunmadığı ,ve borçlanma bedeli davacı tarafından geri alınmamış ise,3201 sayılı Yasa’nın 6.maddesinde yer alan kesin dönüş koşulunun gerçekleşmesi sonrasında davacıya kesin dönüş şartının gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşından itibaren yeniden yaşlılık aylığı bağlanıp bağlanamayacağı noktasındadır.
3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirmesi Hakkında Kanunun borçlanmanın geçerliği için yurda kesin dönüşü şart kılan 3.maddesinin Anayasa mahkemesinin 12.12.2002 gün ve 36/198 sayılı Kararı ile iptal edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2003 ve 21-790/61 sayılı kararı ile,borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşün zorunlu olmadığına ve yurda kesin dönüş koşulu yerine getirilmeksizin yapılan borçlanmaların geçerli olduğuna,ancak yurda kesin dönüş yapılıncaya kadar borçlanma hukuken askıya alınarak 3201 sayılı Yasa’nın 6.maddesine göre yurda kesin dönüş yapmadıkça yaşlılık aylığı bağlanamayacağı ve giderek aylığın başlatılmamasına şayet bağlanmışsa aylığın kesilerek fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının Kurumca geri istenmesinin mümkün bulunduğu hukuken askıya alınan yaşlılık aylığının yurda kesin dönüşün gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşından itibaren yeniden ödenmeye devam olunması gerektiğinin kararlaştırıldığı ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararın,elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanmasının zorunlu bulunduğu, 3201 sayılı Yasa’da 3.maddesinin 29.7.2003 gün ve 4958 sayılı Yasa’nın 56.maddesi ile değiştirilen haline göre bu madde kapsamında borçlanma yapılabilmesi için kesin dönüş şartının bulunmadığı,aynı yasanın tahsis koşullarını düzenleyen 6.maddesi ise iptal ve değişiklik dışında kalarak borçlanma sonrasında aylık bağlanabilmesi için yurda kesin dönüş şartının bulunması gerektiği hukuksal gerçekliktir.
Davacı,yurda kesin dönüş yaptığını,Almanya’da işsizlik yardımı aldıktan sonra çalışmadığını,1.5.2005 tarihinden itibaren Berlin Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından emekli aylığı bağlandığını belirterek Türkiye’de ki aylığının yeniden bağlanmasını istemektedir.Ne var ki,mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadığı gibi,davacının 3201 sayılı Yasa’ya göre yaptığı borçlanma bedeli olan 16.443.760 TL’nin 12.11.1999 tarihli Kurum yazısı ile emanet hesabından-nazım hesaba aktarıldıktan sonra davacıya ödenip ödenmediği belli değildir.Mahkemenin borçlanma bedelinin,fuzulen ödenen aylıklar karşılığı olarak mahsup edildiği gerekçesi ise ekli icra takip dosya yazısı ve Kurum belgelerine göre yerinde olmayıp davacı fuzulen aldığı yaşlılık aylıklarını faizleri ile birlikte 10.4.2001 tarihinde icra dosyasına ödemiştir.
Yapılacak iş;davacının ,borçlanma bedeli karşılığı olan 16.443.760 TL’yi geri alıp almadığı sorulup,almamış ise borçlanma karşılığının Kurum emanet hesaplarından araştırmak,borçlanma karşılığı davacıya ödenmiş ise,yeniden ve talep halinde davacıya borçlanma imkanı tanıdıktan sonra davacının Almanya’da hangi tarihler arasında çalıştığı hangi tarihler arasında(Yurda kesin dönüş yapmadığına karine teşkil eden) işsizlik,hastalık,geçici iş göremezlik vs.yardımları aldığını yöntemince araştırmak başka bir anlatımla 3201 sayılı Yasa’nın 6.maddesinin uygulanmasına esas olmak üzere davacı sigortalının yurt dışı iş ilişkisinin kesildiği tarihi tespit ettikten sonra,oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve somut olaya uygun olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 25.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.