Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/7167 E. 2009/5301 K. 09.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7167
KARAR NO : 2009/5301
KARAR TARİHİ : 09.04.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, kayıtlı olduğu siverek Gıda maddeleri odasındaki kaydının tespitiyle, … kaydının yinelenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava nitelikçe, davacının 20.04.1982 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında … sigortalısı sayılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 20.04.1982-20.02.1984 tarihleri arasında zorunlu ve 16.06.1997-22.08.2001 tarihleri arasında isteğe bağlı … sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece Yasa’nın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa ise, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir. Anılan madde, 24.08.2000 tarihli ve 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilmişse de, daha sonra söz konusu Kanun Hükmünde Kararname, Anayasa Mahkemesi’nin 26.10.2000 tarihli ve E: 2000/61, K: 2000/34 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve iptal kararı 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 24.07.2003 tarih ve 4956 sayılı Yasa ile yapılan en son değişiklikte ise, bağımsız çalışanların … sigortalısı sayılabilmeleri için, gelir vergisi mükellefi olmaları ile gelir vergisinden muaf olanlardan esnaf ve sanatkar sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olmaları koşulu öngörülmüştür.
Davacının şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, 03.06.1997 tarihinde Kuruma verilen giriş bildirgesine istinaden, 20.04.1982 tarihi itibariyle … sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, bilahare Kurum tarafından 01.11.2002 tarihinde davacının oda kaydında tahrifat bulunduğu gerekçesiyle oda kaydı geçersiz sayılarak … sigortalılığının başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiği, 16.06.1997-22.08.2001 tarihleri arasında düzenli prim ödemeleri bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacının 01.12.1980-31.12.1981 tarihleri arasında celepçilik faaliyetinden dolayı vergi kaydı bulunmakta olup, esnaf ve sanatkar sicil kaydı bulunmamaktadır. Her ne kadar 01.01.1979 tarihinden itibaren Siverek Gıda Maddeleri Odası kaydı bulunmakta ise de, Kurum yetkililerince mahallinde yapılan kayıt tetkiki sonucu düzenlenen bila tarihli tutanakta, sigortalının kayıtlı bulunduğu 306 sıra numarasında başka sigortalının kayıtlı olduğu ve dolma kalem yazısının silindiği, bunun yerine davacının isminin yazıldığı, oda kayıt defterinin noterce tasdik edilmediği, kayıtların birbirini takip etmediği, oda kaydının geçersiz olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, davacının uyuşmazlık konusu dönemde vergi kaydı, esnaf ve sanatkar sicili kaydı veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı bulunmamaktadır. Öte yandan, mahkemece, davacının uyuşmazlık konusu döneme ilişkin prim borçlarını ödeyip ödemediği, ödemiş ise, hangi tarihte ödediği hususları da araştırılmamıştır. Nitekim, davacı, uyuşmazlık konusu dönemin primlerini ödediğini iddia etmiş, dosya içerisindeki prim ekstresinden de, 16.06.1997 tarihinde toplu prim ödemesi yapıldığı ve anılan tarihten itibaren de 22.08.2001 tarihine kadar düzenli olarak prim ödendiği anlaşılmıştır.
Davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması ve daha sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. …’un bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, primleri tahsil edilen sürelerin 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758 sayılı; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı; 26.11.2008 gün ve E:2008/21-693, K:2008/713 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Yapılacak iş, 16.06.1997 tarihinden itibaren ödenen primlerin (özellikle 16.06.1997 tarihinde yapılan toplu prim ödemesinin) uyuşmazlık konusu dönemi de kapsayıp kapsamadığının başka bir deyişle, ne kadar sürenin primi olabileceğinin Kurumdan sorularak, sonucuna göre değerlendirme yapılmak, daha açık bir anlatımla, eğer davalı Kurum geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmiş ve uzun süre bu primleri kullanmış ise, daha sonra davacının sigortalılığının iptal edilmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından, primi ödenen sürelerin zorunlu … sigortalısı olarak kabulüne; aksi takdirde primi ödenmeyen sürelerin reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09.04.2009 gününde oy birliği ile karar verildi.