YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7574
KARAR NO : 2009/5368
KARAR TARİHİ : 09.04.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 3.7.2006 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığının tespiti ile aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtları okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine
2- Dava, davacının 3.7.2006 tarihi itibariyle yaşlılık aylığını hak kazandığının ve bu tarih itibariyle pirim borcunun bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının 10.8.2001-14.6.2005 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğunun tespitine, pirim borcu nedeniyle yaşlılık aylığı isteminin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 18.11.1983 tarihli giriş bildirgesiyle vergi kaydına göre 20.4.1982 tarihinde 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kayıt ve tescil edildiği, 6.4.1982-10.3.1986 ve 20.11.1987-21.12.1987 tarihleri arasında vergi kaydının, 7.5.1982-11.8.2005 tarihleri arasında oda kaydının, 19.12.1984-15.8.2005 tarihleri arasında da sicil kaydının bulunduğu, davacının 1.9.1998-7.10.1998, 30.6.2001-10.8.2001, 15.7.2005-1.12.2005 ve 17.5.2006-26.6.2006 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi çakışan zorunlu hizmetlerinin bulunduğu, 3.7.2006 tarihli tahsis talebinden sonra 2007 yılı içinde yapıldığı anlaşılan Kurum işlemiyle davacının SSK’na tabi zorunlu çalışmaları nedeniyle Bağ Kur sigortalılığının 20.4.1982-31.8.1998 ve 8.10.1998-29.6.2001 tarihleri arası olara düzeltildiği, davacının Bağ Kur sigortalısı olarak kabul edilmediği 10.8.2001- 14.6.2005 tarihleri arasında oda ve sicil kaydı devam ettiği anlaşılmakla mahkemece bu dönemin sigortalılık süresinden sayılması yönündeki kararı doğrudur. Bu durumda davacının Bağ Kur sigortalısı olarak 20.4.1982-31.8.1998, 8.10.1998-29.6.2001, ve 10.8.2001-14.6.2005 tarihleri arasında 22 yıl 11 ay 6 gün , SSK’na tabi 164 gün ve 29.6.2006 tarihinde SSK’na bedelini ödediği 1 yıl 8 ay askerlik borçlanmasıyla toplam hizmetinin 25 yıl 20 gün olduğu görülmektedir. Davacı pirim borcunu ödemek için Kuruma yaptığı başvuruda çıkarılan 17.320,00 TL pirim borcunu bankadan aldığı 10.600,00 TL Bağ Kur kredisiyle birlikte 30.6.2006 tarihi itibariyle ödediği 5458 sayılı Yasa’ya göre tüm borcunu bitirdiği 3.7.2006 tarihli ekstreden açıkça anlaşılmaktadır.Ancak Kurum pirim borçlarının tümüyle ödenmesinden sonra davacının sigortalılığını 29.6.2001 tarihinde sona erdirerek davacının bankadan aldığı 10.600,00 TL krediyi 27.2.2007 tarihinde kendiliğinden bankaya iade etmiştir.
Somut olayda askerlik borçlanmasının SSK ‘na yapılmasına ve 2829 sayılı Yasa’ya göre hizmetlerin birleştirilmesine göre, davanın, açıldığı 3.3.2007 tarihi itibariyle S.S.K. Başkanlığının hak alanını ilgilendirdiği halde davacı tarafından husumet S.S.K. Başkanlığına yöneltilmediği gibi mahkemecede bu yön gözetilerek davacıya önel verilmek suretiyle S.S.K. Başkanlığının davaya katılımı sağlanmamış ve dava ile ilgili savunma ve beyanları alınmamışsa da yargılama sırasında 16.05.2006 tarihinde kabul edilip 20.05.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile … Genel Müdürlüğü ve Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı aynı çatı altında toplanmış ve S.S.K. Başkanlığı ile … Genel Müdürlüğü hüküm tarihinden önce tüm aktif ve pasifi, personeli, dava dosyaları ile Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilmiştir.
Bu Durumda öncelikle yapılacak iş; davalı vekilinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından usulüne uygun olarak alınmış vekaletnamesinin getirtildikten sonra 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık, askerlik borçlanması ve dava ile ilgili beyanlarını almak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Öte yandan davacının 10.05.1956 doğumlu olduğu 15 yıl olan sigortalılık süresini doldurmasına rağmen yaş koşulu oluşmadığından 1479 sayılı Yasa’nın Geçici 10/3.maddesine göre kısmi yaşlılık aylığına hak kazanamadığı, 10/2-c maddesi gereğince tahsis talep tarihi itibariyle askerlik borçlanması ile 25 yılık sigortalılık süresini doldurduğundan tam yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşılmaktadır.
Ne var ki; 1479 sayılı Yasa’nın 35.maddesinde yaşlılık aylığından yararlanmak için diğer koşulların yanında talepte bulunulan tarihte prim ve her türlü borçların ödenmesi koşuluda yer almakta olup mahkemece davacının kabul edilen sigortalılık süreleri dikkate alındığında yaşlılık aylığını hak ettiği ve bu sürelere göre bankadan çekilen kredi ile pirim borcu da ödendiği halde Kurumun resen yaptığı işlemlerle ödenen pirimleri bankaya geri iade etmesiyle davacının pirim borcunu bulunduğunun kabulü ile aylık isteminin reddine karar verilmesi de kabul şekli bakımından hatalıdır.
Mahkemece yukarıda açıklanan şekilde usuli eksiklik giderilerek ,yaşlılık aylığı koşulları oluşuyor ise davacının 5458 sayılı Yasa’dan yararlanma hakkı bulunmakla ve alınan kredi davalı Kurumca hatalı şekilde bankaya iade edildiğinden davacıya yeniden prim borcunu ödemek üzere bankadan kredi almak isteyip istemediği sorularak, kredi alarak pirim borcunu ödemek istemesi durumunda bu konuda davacıya önel verilerek, prim borcunun ödenmesi halinde tahsis talep tarihine göre yaşlılık aylığı isteminin kabulüne karar vermek gerekir.
Mahkemece bu hususlar göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 9.4.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.