YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8823
KARAR NO : 2009/6153
KARAR TARİHİ : 30.04.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 12.05.1986-30.01.1992 tarihleri arası … sigortalısı olduğunun tespiti ile aksine kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 12.5.1985-30.1.1992 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi … sigortalılığının geçerli olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının 12.5.1985-30.1.1992 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir..
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı yasanın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Davacının şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, kuruma verilen 20.2.1986 tarihli giriş bildirgesine istinaden 7.2.1986 tarihi itibariyle … sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı ve 2006 yılı içerisinde yapıldığı anlaşılan Kurum işlemleri ile 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışma nedeniyle sigortalılığının 12.5.1986 tarihinde terkin edilip kayıtlara göre 30.1.1992 tarihinden beri devam eder şekilde yeniden sigortalı olarak kabul edildiği, davacının 7.2.1986-30.5.1986,21.1.1992-12.8.1997 tarihleri arasında vergi kaydı, 7.2.1986-30.7.1986 , 30.1.1992-30.7.2005 tarihleri arasında oda kaydının bulunduğu , sicil kaydının bulunmadığı, 10.1.2007 tarihli prim ekstresine göre 28.2.1986 tarihinde prim ödemesine başladığı ve devam ettiği 6.9.1993 ve 14.7.1994 tarihlerinde icra takibi sonucu toplu ödemelerde bulunduğu, davacının 18.10.1981-2.11.1981 tarihleri arasında 16 gün, 13.5.1986-8.1.1987 tarihleri arasında 228 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışmasının olduğu anlaşılmaktadır. .
Yapılacak iş, davacının 1993,1994 ve 1995 yıllarında toplu prim ödemelerinin geriye doğru uyuşmazlık konusu dönemi de kapsayıp kapsamadığının başka bir deyişle, ne kadar sürenin primi olabileceğinin kurumdan sorularak, özellikle icra takibi ile yapılan prim tahsilatının hangi dönemler için yapıldığı araştırılarak sonucuna göre değerlendirme yapılmak, daha açık bir anlatımla, eğer davalı kurum geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmiş ve uzun süre bu primleri kullanmış ise, daha sonra davacının sigortalılığının iptal edilmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından, uyuşmazlık dönemi içerisinde pirimi ödenmiş süreler yönünden davanın kabulüne; geçmişe yönelik prim tahsil edilmediği, edilmiş olsa dahi kurum tarafından uzun süre bu primlerin kullanılmadığının saptanması halinde davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın topluca ödenen primlerin hangi dönem primi olduğu araştırılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.4.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.