YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1003
KARAR NO : 2010/447
KARAR TARİHİ : 21.01.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı,sigortalılık başlangıç tarihinin yurt dışında çalışmaya başladığı tarih olan 1.1.1973 olduğunun ve 29.1.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve özellikle mahkemece davacının sigortalılık başlangıç tarihinin yurt dışında çalışmaya başladığı tarih olan 01.01.1973 olduğunun tespitine ilişkin verilen kararın yerinde olduğunun anlaşılmasına göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1973 tarihi olduğunun ve 29.1.2007 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile;Davacının sigortalı çalışma başlangıç tarihinin, yurtdışında çalışma başlangıç tarihi olan 01/01/1973 tarihi olduğunun tesbitine, 1946 doğumlu davacının 15/10/2007 tarihindeki talebi göz önüne alınarak 01/01/1973 yurtdışı çalışma başlangıç tarihine göre bayan sigortalı olarak 15 yıllık sigortalılık süresi ve prim ödeme şartı yerine getirilmiş bulunmakla talebi takip eden aybaşı olan 01/11/2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitine, bu tarihten itibaren aylıkların ay be ay davacıya ödenmesi gerektiğinin tesbitine,bu hususta davalı kurum tarafından yaratılan muarazanın men’ine, karar verilmiş ise de yaşlılık aylığı yönünden varılan sonuç doğru değildir.
Davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.01.1973 olduğu ve tahsis talep tarihi olan 15.10.2007 tarihi itibari ile 3201 sayılı Yasa kapsamında Almanya’da geçen 01.01.1973-01.05.1982 tarihleri arasındaki çalışmasını borçlanmak için 11.10.2006 tarihinde Kuruma başvurduğu, bu çalışmasından 3360 gününe isabet eden 11.760 Doları 29.01.2007 tarihinde Kuruma ödediği, 25 yıldan fazla sigortalılık süresi ve 506 sayılı Yasa’ya tabi 240 gün isteğe bağlı sigortalılık süresi ile birlikte 3600 gün prim ödemesi bulunduğu konusunda ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık, davacının yaşlılık aylığı şartlarının yurt dışı borçlanmasını yaptığı tarih olan 14.11.2007 tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın 60/A-b maddesi uyarınca mı, yoksa 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Yasa’nın 17. maddesi ile 506 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 81. madde hükümlerine göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır.
506 sayılı Yasa’nın geçici 81/C maddesi, (Değişik bend: 23/05/2002 – 4759 S.K./3. md.) 23/05/2002 tarihinde 15 yıllık sigortalılık süresini kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş ve 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunanlara istekleri halinde yaşlılık aylığı bağlanacağını kabul etmiştir. Yurt dışı hizmet borçlanmasının yapıldığı 29.01.2007 tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 60/A-b maddesi ile ise sigortalının yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması, 25 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 4500 gün prim ödemesi gerektiğini kabul etmiştir.
Somut olayda davacı, 3201 sayılı Yasa kapsamında Almanya’da geçen 01.01.1973-01.05.1982 tarihleri arasındaki çalışmalarından 3.340 gününe isabet eden 11.760 Doları Kuruma 29.01.2007 tarihinde ödemiştir. 4447 sayılı Yasa’nın 17. maddesi ile 506 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 81/C maddesinin yürürlüğe girdiği 01.06.2002 tarihinde Türkiye’de Sosyal Sigortalar Kapsamında sigortalı olarak çalışması bulunmadığı gibi 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılmış bir borçlanma da bulunmamaktadır. Bu durumda, davacının yaşlılık aylığı bağlanma koşullarının 3201 sayılı Yasa kapsamında Kuruma borçlanmanın yapıldığı 29.01.2007 tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 60/A-b maddesine göre değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.07.2009 gün ve E:2009/21-309, K:2009/322 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Kabule göre de, davacının 29.01.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı talep etmesi, mahkemece davanın kısmen kabulü ile 01.11.2007 tarihinden itibaren aylık bağlanmasına karar verilmiş olması karşısında davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinin kabul ve red oranına göre takdiren paylaştırılmaması doğru değildir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.