Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10153 E. 2009/12937 K. 15.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10153
KARAR NO : 2009/12937
KARAR TARİHİ : 15.10.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,20.4.1982-22.3.1985 tarihleri arası … sigortalısı olduğunun tespiti ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine
2-Dava, davacının 20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arasında esnaf … sigortalısı olduğunun ve 22.06.2006 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa’ya göre yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulü ile, davacının 20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arasındaki dönemin 1479 sayılı Yasa’ya göre … hizmetinden sayılmasına, davacının 22.06.2006 tarihinde yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu ve gelen yazıya göre toplam hizmetinin 26 yıl 10 ay 10 gün olduğu,borcunun olmadığı ve davacının da 01.03.1954 doğumlu olduğu anlaşıldığından 1479 sayılı Yasa’nın 35/A maddesi uyarınca yaşlılık aylığına müstahak olduğunun tesbitine,Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
HUMK’nun 389. maddesinde, Mahkeme kararında, davanın açıldığı tarihteki duruma göre asıl talep ile yardımcı talepler hakkında taraflara yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde yazılması gerektiği öngörülmüştür. Hüküm fıkrası, kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır.Somut olayda,Kurumun 01.04.2008 tarihli yazısında davacının 20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arasında vergi kaydı bulunmadığı için hizmet verilemediği,bu süreyi kapsayan döneme ait borcunun 1992 affı ile tahsil edildiği,ayrıca 1996 yılında icraya verildiği,iptal edilen sürenin sayılması halinde 31.03.2008 itibariyle 26 yıl 10 ay 11 gün hizmetinin olacağının bildirildiği,26.06.2009 tarihli yazısında ise davacıya 20.05.1981-22.06.2006 tarihleri arasına hizmet verilmesi halinde 22.06.2006 tarihli tahsis talebine göre 25 yıl 01 ay 02 gün hizmetinin olacağı ve borcunun da olmayacağının bildirildiği anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca mahkemece davacının tahsis talep tarihindeki yaşlılık aylığı koşulları göz önünde bulundurularak sonuca gidilmesi ve hak etmesi halinde hangi tarihten itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının kararda gösterilmesi gerekirken 31.03.2008 tarihindeki sigortalılık süresi üzerinden ancak 22.06.2006 tarihindeki tahsis talebine göre yazılı şekilde infazı kabil olmayacak şekilde karar verilmesi yerinde değildir.
Öte yandan,Kurumun yazısına göre 31.03.2008 tarihi itibariyle davacının 1479 sayılı Yasa’ya göre sigortalı olduğu kabul edilerek 26 yıl 10 ay 11 gün hizmetinin olacağı bildirildiğine göre davacının 31.03.2008 tarihine kadar çalışmaya devam ettiğinin anlaşılması halinde Sosyal Güvenlik Destek Primi kesintisine ilişkin 1479 sayılı Yasa’nın Ek. 20.maddesinin dikkate alınmaması da isabetsizdir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde,davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.