Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10193 E. 2010/6900 K. 14.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10193
KARAR NO : 2010/6900
KARAR TARİHİ : 14.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 20.4.1982-17.1.1991 tarihleri arasında primlerini ödediğinden hizmetlerinin geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava davacının primlerini ödediği 20.4.1982-17.1.1991 tarihleri arasında … sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı yasanın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 15.1.1981-30.10.1981, 16.7.1991-27.12.1991 tarihleri arasında(sigortalılık belgesinde 17.7.1991-27.12.1991 tarihleri yazılı ise de vergi dairesi bu dönem vergi kaydının başlangıcının 16.7..1991 olduğunu bildirdi) ve 13.3.1992 tarihinden beri de devam eder şekilde vergi, 9.10.2000 tarihinden beri devam eden oda ve 10.10.2000 tarihinden beri devam eden sicil kaydının bulunduğu, Kurumun davacıyı 10.4.1992 tarihli giriş bildirgesine göre vergi kaydı dikkate alınarak 20.4.1982 tarihinde sigortalılık tescilini yaptığı, ancak 2008 yılı içerisinde yapıldığı anlaşılan Kurum işlemiyle sigortalılık süresinin vergi kayıtlarına göre 17.1.1991-27.12.1991 tarihleri arası ve 13.3.1992 tarihinden beri devam eder şekilde düzeltildiği, 28.2.2008 tarihli hesap ekstresine göre 10.4.1992-31.1.2008 tarihleri arasında prim ödemelerinin bulunduğu 1992 affından yararlandığı ve Zeytinburnu Vergi Dairesinin yazısına göre 15.1.1981-30.11.1982 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğunun bildirildiği görülmüştür. Somut olayda sigortalılık sürelerinin değerlendirilmesinde kayıtlarda tam görülmeyen ancak Zeytinburnu Vergi Dairesinin yazısına göre 15.1.1981-30.11.1982 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu bildirilmesi karşısında bu yönde araştırma yapmadan ve davacının 1992 affından yararlanarak uyuşmazlık döneminin primlerini yatırıp yatırmadığı Kurumdan sorulmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, öncelikle davacının 15.1.1981-30.11.1982 tarihleri arasında vergi kaydı olup olmadığını kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturmak, bu tarihler arası vergi kaydı var ise davacının 20.4.1982-30.11.1982 tarihleri arasıda koşulları bulunduğundan 1479 sayılı yasa tabi sigortalı olduğunun tespitine karar vermek, bu tarihler arası vergi kaydı yok ise bu dönemi de kapsar şekilde 20.4.1982-17.1.1991 tarihleri arasındaki süreler yönünden; davacının 1992 yılında çıkarılan 3780 sayılı Af Yasası kapsamında ödediği primlerin uyuşmazlık konusu bu dönemi kapsayıp kapsamadığı kurumdan sorularak, gerektiğinde, aktüerya uzmanı bilirkişiden bu hususta rapor alınarak sonucuna göre değerlendirme yapılmak, daha açık bir anlatımla, eğer davalı kurum geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmiş ve uzun süre bu primleri kullanmış ise, daha sonra davacının sigortalılığının iptal edilmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından, uyuşmazlık dönemi içerisinde 1992 Affından yararlanılarak pirimleri ödenen süreler yönünden davanın kabulüne; geçmişe yönelik prim tahsil edilmediği, edilmiş olsa dahi kurum tarafından uzun süre bu primlerin kullanılmadığının saptanması halinde ise şimdiki gibi davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine ,7.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.