Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10210 E. 2010/6188 K. 31.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10210
KARAR NO : 2010/6188
KARAR TARİHİ : 31.05.2010

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı,22.11.1986 tarihinde bir gün çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyerinde 15.11.1986 tarihinde bir gün süre ile çalıştığının tespiti istemine ilişkindir
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Davacıya ait 15.11.1986 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı kuruma süresi içersinde verildiğine dair uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 15.11.1986 tarihli işe giriş bildirgesinin 22.11.1986 tarihinde düzenlenerek 6.2.1987 tarihinde Kurum’a verildiği, zabıtaca yapılan araştırmada o tarihte davalıya ait bina inşaatı işyeri çevresinde komşu işyerlerinin bulunmadığının belirlendiği, , işyerinin 15.11.1985-7.9.1986 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı her ne kadar ıslah ile 22.11.1986 tarihinde bir gün çalıştığının tespitini istemiş ise de bu tarihin işe giriş tarihi değil işe giriş bildirgesinin düzenlendiği tarih olduğundan davacının bir günlük tespit olarak dava dilekçesindeki 15.11.1986 tarihinde çalıştığının tespitini amaçladığı açıktır. Somut olayda dinlenen tanıkların resmi kayıtlara geçmiş ve davacı ile aynı dönem çalışmış kişilerden olmadıkları ve işyerinin tespit istenen tarihte faal olup olmadığı tam araştırılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur
Sigortalılığının başlangıç tespiti veya hizmet tespiti davalarında fiili çalışma olgusunun gerçekleşmesi yasal olarak zorunludur. İşyeri, kayıtlara göre tespiti istenen sürede kapalı olduğundan çalışma olgusunun kuşkulu hale gelmesi nedeniyle mahkemece bu yönde yapılan değerlendirme yerindedir. Ancak işyerinin … ruhsat belgeleri getirtilip , o tarihte civarda oturan veya bina inşaatını bilecek durumda olan kimselerin zabıta marifetiyle isimleri saptanıp resen beyanlarına başvurulmak suretiyle işyerinin o tarihte faal olup olmadığı saptanarak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 31.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.