Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10221 E. 2009/16272 K. 14.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10221
KARAR NO : 2009/16272
KARAR TARİHİ : 14.12.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin 21.08.1990-02.03.2007 tarihleri arası … sigortalısı olduğunun tespiti ile prim borcunun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2- Dava, davacı murisi …’nin 21.08.1990-02.03.2007 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi Bağ Kur sigortalısı sayılması sonucu ,tahakkuk ettirilen prim borcunun iptali ile sigortalılık süresinin sadece vergi kaydının olduğu dönem olduğunun tesbiti istemine ilişkindir. .
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı murisinin vergi kaydından dolayı 21.08.1990 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olarak tescil edildiği, 21.08.1990-31.01.2001 tarihleri arasında vergi kaydı 04.11.1993-28.06.2005 tarihleri arasında oda kaydı ve 21.10.1993-29.05.2006 tarihleri arasında da Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Memurluğu kaydının olduğu,30.05.2006 tarihinde 5362 sayılı Yasa’nın geçici 3/4 maddesinden yararlanmak için yaptığı talebinin kabulü üzerine kuruma verdiği işi bırakma form tarihi olan 02.03.2007 tarihine kadar sigortalı sayıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı murisinin, kuruma 5362 sayılı yasa gereğince yaptığı talebi sonrasında hiç prim ödemesi yapmadığı , son ödemesinin de 01.09.2003 tarihinde olduğu ve murisin 21.08.1990-02.03.2007 tarihleri arasında sigortalı sayıldığı,Kuruma sigortalılık süresi üzerinden toplam 23.785.84 TL prim borcunun bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davadaki sorun murisin yapmış olduğu ödemelerine göre primi ödenmeyen sigortalılık süresinin ne kadar olduğu ve bu durumun 1479 sayılı Yasa’nın Ek 19.madde (5510 sayılı Yasanın geçici 17. madde )kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
22.02.2006 gün ve 5458 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 13.maddesi ile değişik 1479 Sayılı Kanunun Ek 19.maddesinde; “Bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez…”
Aynı Kanunun 14 üncü maddesiyle 1479 sayılı Kanuna eklenen Geçici 26. maddesinde ise “Bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 31/3/2005 tarihi itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalılar veya hak sahiplerinden bu sürelere ilişkin prim borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunmayanlar veya yeniden yapılandırma talebinde bulundukları halde yapılandırma haklarını kaybedenler hakkında Ek 19 uncu madde hükmü uygulanır” denmektedir.
17.04.2008 gün ve 5754 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 73.maddesi ile eklenen 5510 Sayılı Kanunun geçici.17 maddesinde; “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.
Anılan maddeler uyarınca, …’la sigortalılık ilişkisi sadece kayıtlar düzeyinde kalan, prim ödemesi bulunmayıp, sigorta kollarından yararlanmayan, bu nedenle de Kurumla fiilen sigortalılık bağlantısı bulunmayanların sigortalılık sürelerinin durdurulması ve bu sürelere ilişkin sigorta primlerine Kurum alacakları içerisinde yer verilmemesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda bulunan sigortalılara borçlarından imtina, bu yolla sigortalılık sürelerini değerlendirmeme, primi ödenen sigortalılık sürelerini ise, hizmet birleştirmesinde ya da …’dan yaşlılık aylığı tahsisinde kullanabilme hak ve olanağı vermektedir.
Mahkemece, açıklanan yasa hükümleri kapsamında işlem yapılması gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile istemin reddine karar verildiği açık olup bu sonuç usul ve yasaya aykırı oldugundan bozmayı gerektirmektedir.
Yapılacak iş; davacı murisinin … sigortalılık süresi olarak değerlendirilen 16 yıl 6 ay 11 günlük sürede, murisin yapmış olduğu prim ödemelerinin primini tam olarak karşıladığı ayın sonu davalı Kurumdan sorularak, Geçici 17. madde kapsamında 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcunun olduğunun tespiti halinde, 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının ödediği primlerinin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle durdurulmasına aksi halde şimdiki gibi davanın reddine karar vermekten ibarettir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.07.2008 gün ve 2008/21-472-491 sayılı kararı da aynı yöne ilişkindir.
O halde,davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.