Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10323 E. 2010/6699 K. 10.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10323
KARAR NO : 2010/6699
KARAR TARİHİ : 10.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, almakta olduğu emekli aylığının üzerinde yapılan kesintilerin iptaline, bundan böyle kesinti yapılmaması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, … Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi’nin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan prim borcu nedeniyle davacının emekli maaşı üzerine konan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; davacının Sosyal Güvenlik Kurumu devredilen Sosyal Sigortalar Kurumundan 2100167728 tahsis nosu ile almakta olduğu emekli aylığından 1999/2677 nolu dosya üzerinden yapılmakta olan tüm kesintilerin iptaline ve bundan böyle kesinti yapılmamasına karar verilmiştir .
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Sosyal Güvenlik Kurumunca, davacı hakkında, davacının … Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin ortağı ve şirket yetkilisi olduğu nedeniyle ,1999/2677 takip nolu icra dosyası ile 1996/11,12.ay ve 1997/1. aya ait ödenmeyen prim borçlarının tahsili için takip yapıldığı,2009/mart ayından itibaren aylığından 1/3 oranında kesinti yapılmaya başlandığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından prim borcu nedeniyle davacının yaşlılık aylığına haciz konulup konulamayacağı noktasındadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 5510 sayılı Yasa’nın 93. maddesinde; “(Değişik fıkra: 17/04/2008-5754 S.K./56. mad) bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.(Ek ibare: 18/02/2009-5838 S.K./32.mad) Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.” hükmü düzenlenmiştir.
5198 sayılı Yasa’nın 17. maddesi ile 506 sayılı Yasa’nın 121. maddesinin birinci fıkrasına “nafaka borçları” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve bu kanunun 80 inci maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar” ibaresi eklenmiştir. 5198 sayılı Yasa’nın 17. maddesi yayımı tarihi olan 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tür yeni yasaların, ünlü hukukçu Roubier’in açıkladığı üzere, yürürlüğe girmeleri ile görülmekte olan tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği ve yeni yasaların yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal tesirini husule getirdiği (=l’effet immediat de la loi nouvelle), bu gibi durumlarda, yasaların geriye yürümesinden (= geçmişe dokunma) değil, zaman içerisinde ani etkileri söz konusu olmaktadır. Esasen H.U.M.K.’nun 578. maddesi nedeniyle, Yargıtay’ın 07.12.1964 günlü Tevhidi İçtihadı ile Hukuk Genel Kurulu’nun 09.03.1988 günlü E:1987/2-860, K:1988/232 sayılı kararında bu görüşe yer verilmiştir.
Somut olayda, prim borcu nedeniyle 05.07.2004 tarihine kadar yaşlılık aylığına haciz konulamaz ise de 5198 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 06.07.2004 tarihinden itibaren davacının yaşlılık aylığına prim borçlarından dolayı haciz konulabileceği ortadadır.5510 sayılı Yasa’nın 93. maddesinin yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden itibaren de Sosyal Güvenlik Kurumundan yaşlılık aylığı almakta olan sigortalıların tümünün yaşlılık aylıkları üzerine, Kurum’a olan prim borçlarının tahsili için haciz konulabileceği düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş;davacının yaşlılık aylığına, Sosyal Sigortalar Kurumuna olan prim borçlarının tahsili için haciz konulabilceğini kabul ederek davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.