Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10327 E. 2010/8216 K. 08.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10327
KARAR NO : 2010/8216
KARAR TARİHİ : 08.07.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işveren nezdinde Temmuz 2003-16.11.2006 tarihleri arasında çalışmış olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, davacının davalı işverene ait iş yerinde Temmuz / 2003 – 16.11.2006 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın subut bulmadığından reddine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davacının 01.01.2002-06.10.2003 tarihleri arasında tesbiti talep edilen dönem ile çakışan 11012393 sicil nolu başka işyerinde 276 gün kesintisiz çalışmasının olduğu, davalı işverene ait işyerinde çalışmasının bulunmadığı,2003/3-2004/1. dönem bordrolarının geldiği, diğer dönemlere ilişkin dönem bordrolarının istenmediği,gelen bordrolarda davacının isminin bulunmadığı,Vergi Dairesi Müdürlüğünün yazısına göre, davalı …’in, 08.08.1997 tarihinden itibaren … Mahallesi Şehit Teğmen Yavuzer Cad. No:45 … adresinde bulunan işyerini işlettiği, dava dışı …’in ise, 21.08.2006 tarihinden itibaren … Mahallesi, Mandıracı Caddesi, Türbe Sokak, Has Apt. No:7 … adresinde bulunan işyerini işlettiği ,davacı tanıklarının fiili çalışmayı doğruladıkları anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ıspatı için yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları
destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda, mahkemece davacının başka işyeri çalışmasının bulunduğu 06.10.2003 tarihi öncesine yönelik talebin reddi doğrudur. Ancak re’sen tesbit edilen komşu işyeri tanıklarından …’un, davacı işçiyi tanımadığını, davalı işverene ait işyerinde Nur adında birinin çalıştığını bildiğini, ancak bu kişinin davacı işçi olup olmadığını bilemediğini beyan etmesi, …’in, Model Mefruşat isimli işyerinin sahibi olduğunu, davalı işyeri ile komşu olduğunu,14 yıldır aynı adreste bulunduğunu,davacının bir müddet davalının yanında çalıştığını bildiğini,birkaç yıl çalıştığını, davacının davalının oğlunun yanında da çalışıp çalışmadığını bilmediğini beyan etmesi,davalı işverenin oğlu …’ in Savcılık soruşturması sırasında verdiği 11.11.2006 tarihli beyanında, davacının kendi yanında terzi olarak çalıştığını bildirmesi karşısında, davacının davalı işveren yanında çalıştığının anlaşıldığı, tanık beyanlarından fiili çalışma süresinin işe giriş ve işten çıkış tarihinin belirlenemediği anlaşılmış olup hizmet tesbiti davalarının kamu düzenine ilişkin olduğu ve resen araştırma yapılması gerektiği de gözetilerek, tesbiti talep edilen dönemlere ilişkin tüm dönem bordrolarının getirtilerek, bordrolarda ismi bulunan ve tesbiti talep edilen dönemin tümünde davacı ile birlikte çalışan bordro tanıklarınnın beyanlarına başvurulmadan, komşu işyeri tanığı olarak tesbit edilen Emine Yavuz dinlenmeden, davacı ve davalı işvereni tanıyan belgeleri bulunan komşu işyeri tanıkları tesbit edilip beyanları alınmadan, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacı tanıklarından … ve …’nin SSK dosyalarını getirtmek, komşu işyeri tanığı ve bordro tanığı olup olmadıklarını tesbit etmek, komşu işyeri tanığı olarak tesbit edilen…’ un beyanını almak, davacıya ücretleri nasıl aldığını açıklatmak, 06.10.2003-16.11.2006 tarihleri arasındaki döneme ait S.G.K.’na verilen tüm dönem bordroları yöntemince dosyaya eklenerek, bu dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak, bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, zabıta, maliye ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen davacı ve davalı işvereni tanıyan kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.