YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10334
KARAR NO : 2010/6687
KARAR TARİHİ : 10.06.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işveren nezdinde 20.04.2003-01.02.2006 tarihleri arasında çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı şirkete ait iş yerinde 20.04.2003-01.02.2006 tarihleri arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile,davacının 20.04.2003- 01.02.2006 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı niteliğinde aralıksız olarak çalıştığının tesbitine, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 01.08.2003 tarihinde … Hipermarketler Limitet Şirketi ünvanlı (5668) sicil nolu iş yerinde işe girdiğine dair imzalı bildirgenin 30.07.2003 tarihinde Kurum’a verildiği, 20.06.2005 tarihinde davacının işten çıkışının Kurum’a bildirildiği,davalı iş yerinde;01.08.2003-20.06.2005 tarihleri arasında 680 gün kesintisiz çalışmasının olduğu,tesbiti talep edilen dönem ile çakışan başka işyeri çalışmasının olmadığı, 2003/2.dönem-2005/6. ay arasındaki dönem bordrolarının geldiği ,bordrolarda davacının hizmet cetvelinde görülen kadar çalışmasının bulunduğu,davalı işverene ait işyerinin ilk defa işçi çalıştırmaya 24.06.2003 tarihinde başladığı,işyerinin bu tarihte davalı işverene devredildiği,bu tarihten önce de dönem bordroları verilerek işçi çalıştırıldığı ,dinlenen tanıkların 24.06.2003-2005/6. ay arasında davalı işyerinde çalıştıkları anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, somut olayda 20.04.2003-24.06.2003 ve 20.06.2005-01.02.2006 tarihleri arasına yönelik tesbit istemi yönünden fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kurum’a verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz.
Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; mahkemece davacının 24.06.2003-01.08.2003 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak davalı işverene ait işyerinde çalıştığının tesbitine karar verilmesi doğrudur. Ancak, 20.04.2003-24.06.2003 tarihleri arasına ve 20.06.2005-01.02.2006 tarihleri arasına yönelik hizmet tesbiti talebi yönünden açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan, uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışması bulunan bordro tanıkları yada kayıtlara geçmiş komşu iş yeri sahibi veya çalışanı oldukları belli olmayan tanıkların beyanı ile yetinilerek sonuca gidildiği ortadadır. Bir başka anlatımla dinlenen tanıklardan aynı iş yerinde 24.06.2003-2005/6. ay arasında davalı işyerinde çalışması bulunan bordro tanıkları oldukları, bu dönem dışındaki sürelere ilişkin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanığı ya da komşu iş yeri tanığı dinlenmeden eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; tanıkların SSK hizmet cetvellerini getirtmek,davacıya çalışmakta iken kesilen trafik cezaları olup olmadığını sormak, var ise belgelerini istemek, 20.04.2003-24.06.2003 ve 20.06.2005-01.02.2006 tarihleri arasındaki dönemlere ait işyerini devreden ve devralan işverenlerce S.G.K.’na verilen tüm dönem bordroları yöntemince dosyaya eklenerek, bu dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, zabıta, maliye ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ilgiliye iadesine, 10.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.