Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10538 E. 2010/13063 K. 23.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10538
KARAR NO : 2010/13063
KARAR TARİHİ : 23.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Davalıların, davacılar Mustafa ve Ersin yararına hükmedilen maddi tazminat miktarları ile davacılar Cemile,Hatice,Sadettin ve Mehmet yararına hükmedilen manevi tazminat miktarları yönünden temyiz itirazlarının incelemesinde,
HUMK’nun 427. maddesindeki parasal sınırları değiştiren 5219 sayılı Yasa’nın 2/c maddesi ile 21.7.2004 tarihinden itibaren verilecek kararlarda 40.000.000 TL olan kesinlik sınırı 1.000.000.000 TL’ye (1.000,00-YTL) çıkarılmıştır. Diğer bir deyişle 21.7.2004 tarihinden itibaren verilen kararların temyiz edilebilmesi için hüküm altına alınan miktarın 1.000.000.000.TL (1.000,00-YTL)’yi geçmesi gerekir.
HUMK’na 5236 sayılı yasanın 19.maddesi ile eklenen Ek-4.maddeye göre ise “Görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz, Yargıtay’da duruşma, senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on milyon lirayı (10,00-YTL) aşmayan kısımları dikkate alınmaz.”
2007 yılında bu parasal sınır 1.170,00 TL.olarak uygulanmıştır. Öte yandan 17.11.2007 gün ve 26703 sayılı Resmi Gazetede ilan edilen Maliye Bakanlığı’na ait 377 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, 2007 yılı için belirlenen yeniden değerlendirme oranı % 7,2 olarak öngörülmüştür. Buna göre, 2008 yılında mahkemelerce verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 1.250.00 TL.’sını geçmesi gerekir.
İnceleme konusu karar ,bu tarihten sonra verilmiş ve hükmedilen tazminat miktarlarının ayrı ayrı değerleri 1.250.00 TL’nın altında olup hüküm kesin nitelik taşıdığından , 1.6.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak, davalıların, davacılar Mustafa ve Ersin yararına hükmedilen maddi tazminata, davacılar Cemile,Hatice,Sadettin ve Mehmet yararına hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz dilekçelerinin kararın kesinlik sınırları içinde kalması nedeniyle REDDİNE,
2-Davalıların diğer temyiz itirazları yönünden, dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava, davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümü nedeniyle davacıların uğradıkları maddi ve manevi zararların giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacılar murisi kazalı sigortalı işçinin 03.07.2001 tarihinde ruhsat sahibi Gediz A.Ş.’ ne ait maden de, işleten … Ltd.Şti’nin tahkimat ustası işçisi olarak çalışmakta iken tavan taşından ayrılan blokların tahkimatının kırılarak çalışanların üzerine düşmesi sonucu öldüğü,sigorta müfettişince hazırlanan 23.01.2003 tarihli raporda, olayın iş kazası olduğunun tesbit edildiği,olayda … Madencilik Şirketinin %40, … A.Ş.’ nin %30, davacılar murisinin %10 oranında kusurlu oldukları, olayda %20 kaçınılmazlık olduğu, davacılar … ve çocukları Mustafa, Ersin ve Yıldıray tarafından aynı iş kazası nedeniyle 600.00’ er TL maddi ve 150.00’ şer TL manevi tazminatın tahsili için davalı …. Şirketi aleyhine Gediz Asliye Hukuk Mahkemesine 2002/162 E-2002/872 K. sayılı dosya ile dava açıldığı, davanın davalı …. Şirketi tarafından kabul edildiği, Mahkemece davanın talep gibi kabulü ile, 600.00 er TL maddi ve 150.00 şer TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacılar Nurgün, Mustafa, Ersin ve Yıldıray’ın Gediz Asliye Hukuk Mahkemesine 2002/162 Esas sayılı dosya ile 150.00 şer TL manevi tazminat davası açtıkları ve isteğin aynen hüküm altına alındığı kararın kesinleştiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık manevi tazminatın bölünüp bölünmeyeceği,sorumlu olanlar hakkında ayrı ayrı dava açılıp açılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Yargıtay H.G.K’nun 25.9.1996 gün ve 1996/21-397-637 karar ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Öte yandan gerek eksik ve gerekse tam dayanışmalı sorumlulukta, zarar gören giderim borçlularından herhangi birine karşı hakkını ileri sürebilir. B.K.’nun 142/II.maddesindeki borcun tamamen edasına kadar bütün borçluların mesuliyeti devam edeceğinden zarar görenler zararlı sonuçtan sorumlu olan bütün sorumlular aleyhinde dava açabileceği gibi sorumlulardan herbiri aleyhine ayrı ayrı dava açabilir. Bunu önleyen bir hüküm yasalarımızda mevcut değildir. Bu duruma göre, zarara uğrayanın, dayanışmalı sorumlulardan birini yada bir kaçını seçip onlara karşı giderim davası açarak ödetme kararı alması eğer borç ödenmemişse diğer sorumlu hakkında da zararın tümü için giderim davası açmasını engellemez. Çünkü zarar görenin (alacaklının) tatmini oranında giderim borcu sona erer. Bu durumda mahkemece önceden ödetilmesine karar verilen bu miktarı geçmemek ve tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla tahsile karar verilmesi gerekir.
Davacıların iki ayrı dava açmaları, olay nedeni ile müteselsil sorumlu olan davalıların ayrı ayrı sorumlu tutulması sonucunu doğurmayacağı açık olup, aksinin kabulü manevi tazminat istem koşullarına da aykırıdır. Bir olay nedeni ile oluşan acı ve ızdırabın bölünerek yada birden fazla istenmesi mümkün değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.9.1996 gün ve 1996/21-397-637 karar ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararları da aynı doğrultudadır.
Yapılacak iş, davacılar Nurgün, Mustafa, Ersin ve Yıldıray’ın ilk davada talep ettikleri ve hüküm altına alınarak kesinleşen 150.00’şer TL manevi tazminatın davalı … Limited Şirketinden tahsil edilip edilmediğini araştırmak, tahsil edildiğinin anlaşılması halinde manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek, tahsil edilmemiş ise mükerrer tahsile yol açmamak kaydıyla davalı … A.Ş.’ninde diğer davalı ….Şirketi ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gözetilerek bu davacılar yararına 150.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalı … Aş’den tahsiline bu davacıların manevi tazminat yönünden fazla istemlerinin reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın ve özellikle manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 23.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.