Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10565 E. 2010/7663 K. 29.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10565
KARAR NO : 2010/7663
KARAR TARİHİ : 29.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işveren nezdinde 20.01.2001 tarihinde işe girdiğinin ve işçilik alacaklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Dava 20.01.2001-17.07.2006 tarihleri arasında davalıya ait mobilya imali işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kurum’a bildirilmeyen çalışmaların tespiti ile iş akdinin haksız feshi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret ve izin ücreti alacağı istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 01.07.2003-17.05.2006 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı ve bu çalışmasının Kurum’a bildirildiği, iş akdinin haklı neden olmaksızın devamsızlık yaparak davacı tarafından sona erdirildiği, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağı, 2006 yılı mayıs ayı ücreti ile hak kazanıp da kullanmadığı 28 günlük net izin alacağının PTT havalesi ile davacıya gönderildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
01.07.2003-17.05.2006 tarihleri arasında bildirilenler dışında davacının çalışmasının bulunmadığı ve iş akdinin davacı tarafından haklı neden olmaksızın sona erdirildiğine ilişkin yerel mahkeme kararı isabetlidir. Ancak 20.01.2001-01.07.2003 tarihleri arasındaki çalışma iddiasının ve ücret alacağına ilişkin istemin reddi eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup hatalıdır.
Uyuşmazlık, davacının davalıya ait işyerinde 20.01.2001-01.07.2003 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalışıp çalışmadığına ve Mayıs 2006 ücretinin ödenip ödenmediğine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kurum’a bildirilen dönem bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kurum’a bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olayda uyuşmazlık konusu döneme ilişkin olarak yukarıda açıklandığı biçimde araştırma yapılmadığı görülmektedir. Öte yandan davacıya 18.09.2006 tarihli posta havalesi ile gönderilen paranın izin ücretine ilişkin olduğuna ilişkin açıklama karşısında Mayıs 2006 ücretini de kapsadığının kabulü hatalıdır. Kaldı ki davacı anılan ödeme belgesine itiraz ettiği halde bu paranın davacıya ödenip ödenmediğinin araştırılmamış bulunması da hatalıdır.
Yapılacak iş: bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olduğu ve kamu düzenini ilgilendirdiği göz önünde tutularak gerektiğinde, doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle davacı ile birlikte çalışan ve varsa SSK prim bordrolarında kayıtlı kişiler veya benzer işi yapan işverenlerin kayıtlarına geçmiş kimseler tespit edilerek, anılan kişilerin bilgilerine başvurulmak ve olabildiğince delilleri toplayıp bunları birlikte değerlendirmek suretiyle olumlu veya olumsuz bir sonuca gitmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 16.6.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün ve 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2004/21-35-64 E.ve K. 15.10.2003 gün ve 2003/21-634-572 E. K. sayılı kararları da aynı yöndedir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin ilerde incelenmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.