Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10700 E. 2010/8151 K. 08.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10700
KARAR NO : 2010/8151
KARAR TARİHİ : 08.07.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 7.7.1982-22.3.1985 tarihleri arasında … sigortalısı olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, davacının vergi kaydı bulunmadığı gerekçesiyle 07.07.1982-22.03.1985 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığını iptal eden Kurum işleminin iptali ile 07.07.1982-22.03.1985 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş, ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş, ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 25.11.1982 tarihli bildirgeye göre 28.11.1979 tarihli vergi kaydı nedeniyle 20.04.1982 tarihi itibariyle tescil edildiği,28.11.1979-07.07.1982 arasında vergi kaydının,29.11.1979-31.05.2006 tarihleri arasında Esnaf Odası Kaydının bulunduğu, başkaca bir kaydın bulunmadığı, Kurum’un 04.12.2008 tarihli yazısına göre davacının tahsis talebinde bulunmadığı,08.06.2006 tarihli yazısında ise,davacının 07.07.1982-22.03.1985 tarihleri arasında vergi kaydı bulunmadığı için sigortalılık süresinin 20.04.1982-07.07.1982,22.03.1985-15.08.2005 ve 15.08.2005-devam olarak belirlendiği,Kurum bu işlemi 30.05.2006 tarihinde yaptığı, dava açıldıktan sonra Kurum tarafından davacının oda kaydının 1979 yılına ait üye kayıt defteri olmadığı ve sicil kaydı da bulunmadığı için 1982 yılına ait tasdikli üye kayıt defterindeki kaydının da geçersiz olduğunun kabul edildiği, bu nedenle 28.11.2008 tarihli hizmet cetvelinde davacının sigortalılık süresinin 20.04.1982-07.07.1982 olarak belirlendiği,2 ay 17 gün hizmetinin olduğu,ilk prim ödemesinin 27.05.1996,son ödemesinin ise 01.09.2006 tarihinde yapıldığı, davacının ayrıca icraya verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının 1479 sayılı Yasa gereği tescili 25.11.1982 tarihinde yapılmış olmakla, 1982 yılında yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasa’nın 24.maddesi gereğince uyuşmazlık konusu döneme ilişkin sigortalılık koşullarının oluşmadığı ortadadır.Ancak hizmet cetvelinde davacının icraya verildiği belirtildiğinden, davacının iptal edilen döneme ilişkin primlerini ödeyip ödemediği,ödemiş ise hangi tarihte ve icra yoluyla mı, rızaen mi ödediği araştırılmadığı gibi, dava açıldıktan sonra oda kaydının 1979 yılına ait üye kayıt defteri olmadığı ve sicil kaydı da bulunmadığı için 1982 yılına ait tasdikli üye kayıt defterindeki kaydının da geçersiz olduğu kabul edilerek vergi kaydının sona erdiği tarihten sonraki sigortalılık süresi iptal edilmiş ise de 1979 yılına ait üye kayıt defterinin bulunmamasında davacıya nasıl bir sorumluluk yüklendiği ve geçersiz sayılan 1982 yılına ait oda kaydının sahte olup olmadığı, sahte olduğuna ilişkin davacı hakkında açılmış bir ceza davası olup olmadığı, varsa sonucu araştırılmamıştır.
Yapılacak iş; davacının kayıtlı olduğu esnaf odasının 1979 yılına ait üye kayıt defterinin bulunmamasında davacıya nasıl bir sorumluluk yüklendiği ve geçersiz sayılan 1982 yılına ait oda kaydının sahte olup olmadığı, davacı hakkında sahtecilik suçundan açılmış bir ceza davası olup olmadığı, varsa sonucunu araştırmak, vergi kaydının bulunmadığı iptal edilen 07.07.1982-22.03.1985 tarihleri arasındaki döneme ilişkin primlerin tahsil edilip edilmediğini ve tahsil edilmiş ise ne zaman ve ne şekilde tahsil edildiğini tesbit etmek, uyuşmazlık konusu döneme ilişkin primler tahsil edilerek davalı Kurum tarafından uzun süre kullanılmış ise Kurum’un bu süreyi iptal etmesinin Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağını göz önünde bulundurmak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1.10.1997 gün ve 1997/10-578 Esas, 1997/758 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.07.2010 gününde oy birliği ile karar verildi.