Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10704 E. 2010/8146 K. 08.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10704
KARAR NO : 2010/8146
KARAR TARİHİ : 08.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, davalılara ait işyerinde l.l.2005- 19.11.2005 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, davacının 01.01.2005-19.11.2005 tarihleri arasında davalılara ait işyerinde geçen ve Kurum’a bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına işe giriş bildirgesi verilmediği,davalılara ait işyerinden bildiriminin olmadığı,davalılar adına tescilli işyerinin bulunmadığı, İskilip Mal Müdürlüğünün yazısına göre,davalılar adına Or-Bey Süt Ürünleri isimli işyerinin 19.04.2004-31.12.2005 tarihleri arasında faal olduğu,daha önce davalıların babası Mehmet Orhan Ayhan ve Ort.ünvanlı işyerinde çalıştıklarını iddia eden tanıkların davacının davalılara ait işyerinde 1-1,5 yıl kadar Çorum’da üretilen ürünleri Ankara’ya taşımak için şoför olarak çalıştığını söyledikleri anlaşılmaktadır.Somut olayda işverenler adına kayıtlı işyeri olmadığı için bordro tanığı dinlenemediği, ancak komşu işyeri araştırması da yapılmadığı halde davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, davalılara ait işyerinin açık adresini tesbit etmek, davacı ile aynı dönemlerde komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını veya işverenleri tesbit edip beyanlarına başvurmak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.