Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10887 E. 2010/8550 K. 15.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10887
KARAR NO : 2010/8550
KARAR TARİHİ : 15.07.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işvereneait işyerinde 4.6.1999-31.1.2007 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
Dava, davacının davalı işverene ait iş yerinde 04/06/1999-31/01/2007 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak aylık 850.00 TL ücretle çalıştığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile,davacının tespitini istediği 31/12/2001 tarihi öncesindeki süreler yönünden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine, 02/07/2002-31/08/2002, 14/07/2003-31/12/2003, 01/01/2004-30/09/2006, 01/11/2006-31/01/2007 tarihleri arasındaki süreler sigorta kayıtlarında mevcut olduğundan hukuki yarar yokluğu nedeniyle REDDİNE, davalı … Limitad Şirketi nezdinde 01/01/2002-01/07/2002, 01/09/2002-13/07/2003, 02/10/2006-31/10/2006 tarihleri arasında hizmet akti ile ve asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 02.07.2002 ve 14.07.2003 tarihlerinde davalı işverene ait işyerinde işe girdiğine dair iki adet imzalı işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiği, 31.08.2002 , 30.09.2006 , 31.01.2007 tarihlerinde işten çıkışının hizmet cetvelinde görüldüğü, davalı iş yerinde; 02/07/2002-31/08/2002 , 14/07/2003-31/12/2003 , 01/01/2004-30/09/2006, 01/11/2006-31/01/2007 tarihleri arasında çalışmalarının olduğu, çalışmalarının bu tarihler arasında tam bildirildiği, 15.10.1999-18.10.1999 tarihleri arasında dava dışı başka işyerinde tesbiti istenilen dönem ile çakışan 3 günlük çalışmasının bulunduğu, 1999/1-2007/6. ay arası dönem bordrolarının geldiği, bordrolarda davacının hizmet cetvelinde görülen kadar çalışmasının olduğu,davalı işverene ait işyerinin 01.03.1996 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, halen faal olduğu,29.01.2002 tarihli hesap fişlerinden 4 tanesinde davacının ismi ve imzasının,02.12.2001,03.12.2001, 04.12.2001 tarihli 18 adet ödeme makbuzunda davacının imzasının,2001 yılı 9,10,11. aylara ait ve 2002 yılı 2. aya ait tahsilat fişlerinde davacının ismi ve imzasının bulunduğu,1998 yılı ekim ayı maaş çizelgesinde davacının 04.11.1998 tarihinde işe başladığının ,223 TL maaş ve 7.50 TL fazla çalışma ücreti aldığının görüldüğü, 20.12.2002 tarihinde davacının davalı işyerine çalışmak istediğine dair dilekçe verdiği, davacı ile davalı işveren arasında 02.10.2006 tarihinde 3 yıllık hizmet sözleşmesi yapıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, davacının 19.10.1999-02.07.2002 tarihleri arasına yönelik hizmet tesbiti talebinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı ve davacının gerçek ücreti konusunda mahkemece yapılan araştırmanın karar vermeye yeterli olup olmadığı noktasındadır.
Uyuşmazlığın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Yasanın 79/8. maddesidir. Anılan maddede yönetmelikle tesbit edilen belgeler işveren tarafından verilmeyen sigortalıların çalıştıkları hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açacakları hükmü öngörülmüştür. Madde de belirtildiği üzere yönetmelikle tesbit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda 5 yıllık hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği açık- seçiktir.
Gerçekten 506 sayılı Yasa’nın 79/8 maddesi gereği, hizmet tesbiti davalarının 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir ise de, çalışanın uyuşmazlık konusu dönemde başka bir işverenin işyerinde çalışmaksızın davalı işyerinde kesintisiz çalıştığı ve bu çalışmaların işe giriş bildirgesi düzenlenerek kısmi şekilde Kurum’a bildirildiği hallerde, giriş bildirgesinin verildiği tarihten önceki dönemlere ilişkin istemler yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Gerçek ücretin, işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda; Mahkemece davacının başka işyeri çalışmasının sona erdiği 18.10.1999 tarihi öncesine yönelik hizmet tesbiti talebinin hak düşürücü süre dolduğu nedeniyle , 02/07/2002-31/08/2002 , 14/07/2003-31/12/2003 ,01/01/2004-30/09/2006,01/11/2006-31/01/2007 tarihleri arasındaki süreler sigorta kayıtlarında mevcut olduğundan hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi ve davacının davalı … Limited Şirketi nezdinde 01/01/2002-01/07/2002, 01/09/2002-13/07/2003, 02/10/2006-31/10/2006 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesi doğrudur. Ancak, davacının 19.10.1999 tarihinden sonra başka işyeri çalışmasının olmaması ve 02.07.2002 tarihinde davalı işverence işe giriş bildirgesi verilmiş olması karşısında, 19.10.1999-31.12.2001 tarihleri arasında hakdüşürücü sürenin işlemeyeceği düşünülmeden hizmet tesbiti talebinin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Öte yandan, davacının gerçek ücretinin tesbiti konusunda mahkemece işyeri ücret bordroları getirtilmeden, ilgili meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılmadan eksik araştırma ile karar verilmesi doğru değildir.
Yapılacak iş, 19.10.1999-31.12.2001 tarihleri arasına yönelik hizmet tesbiti talebini kabul etmek, davacıya ücretini hangi yolla aldığını sormak, ücret bordrolarını getirtmek,bordrolar imzalı ise ve davacı imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmezse bordrolarda belirtilen ücretle çalışıldığını kabul etmek, davacı imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerse ücret bordrolarındaki imzaların davacıya ait olup olmadığının bilirkişi marifetiyle usulünce araştırmak, imzaların davacıya ait olduğunun anlaşılması halinde bu ücretle çalışıldığını kabul etmek, imza davacıya ait değilse veya ücret bordroları imzalı değilse ilgili meslek odasından emsal ücret araştırması yapmak,davacının dava dilekçesinde belirttiği miktarı aşmayacak şekilde sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden ilgilisine yükletilmesine, 15.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.