Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/11335 E. 2010/7961 K. 05.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11335
KARAR NO : 2010/7961
KARAR TARİHİ : 05.07.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Tarım … sigortalılığının başlangıçtan itibaren silinmesi ile prim borcunun kaldırılmasını, aksi kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, davanın konusuz kaldığından karar vermeye yer olmadığına karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının pirimi ödenen süreler dışında kalan dönemlerle ve bu dönemlere ait pirim borçlarının Ek 19 maddesine ortadan kaldırılması ve Kuruma bu yönde yaptığı başvurunun kabulü istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 5458 sayılı Yasa Ek 19 maddesine göre müracaatının kabulü ile davacının 2 yıl 11 ay hizmetinin tespitine karar verilmiştir
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. ve 389. maddelerinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki,dava içinden davalar doğar,Hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Yargıtay’ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 19.6.1991 gün 323/391 sayılı ve 10.9.1991 gün 281-415 sayılı ve 25.9.1991 gün 355-440 sayılı kararları).
Somut olayda davacının … sigortalısı olarak 19.12.1997- 31.7.2007 tarihleri arasında 9 yıl 7 ay 12 gününün bulunduğu, Kurumun 31.12.008 tarihli yazısında pirimi ödenen sigortalılık sürelerinin 2 yıl 11 ay olduğunu bildirdiği görülmüştür. Mahkemece davacının sosyal güvenlik hukukundan doğan haklarını doğrudan ilgilendirdiği halde infazı mümkün olamayacak şekilde sigortalılık başlangıç ve sona erme tarihleri belirtilmeksizin 2 yıl 11 ay sigortalı olduğuna karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendinin silinerek yerine,
“1-Davanın kabulüne, davacının 5458 sayılı Yasa Ek 19 maddesine göre müracaatının kabulü ile davacının 19.12.1997-19.11.2000 tarihleri arasında 2 yıl 11 ay Bağ Kur sigortalısı olduğunun tespitine “ rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA 5.7.2010 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.