YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11449
KARAR NO : 2010/9028
KARAR TARİHİ : 27.09.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.10.1990-27.12.2005 tarihleri arasında geçen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.10.1990-27.12.2005 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin reddine karar verilmişse de varılan sonuç doğru değildir
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesi olup yönetmelikle tesbit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurum’ca tesbit edilmeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse bu çalışmaların Kurum’ca dikkate alınacağı belirtilmiştir. Yerleşik Yargıtay görüşü, birden ziyade işe giriş bildirgesi verilmesi halinde çıkış yok ise ilk işe giriş bildirgesi ile son işe giriş bildirgesinin verildiği tarihler arasında geçen çalışmaların hak düşürücü süreye uğramayacağı, çıkış varsa hak düşürücü sürenin her kesim çalışma için ayrı ayrı hesaplanacağı yönündedir. Davacının yanında çalıştığı işveren tarafından fasılalı yada sürekli çalışması için işe giriş bildirgesi verildiği takdirde bu işverene karşı açacağı hizmet tesbiti davasında sükutu hak düşürücü süreden bahsedilemez. Davacının ise değişik işverenler tarafından bildirilen çalışma sürelerine sahiptir.Değişik işverenlerin davalı işveren tarafından inşaatı yapılan inşaat sahiplerine ait olması ve çalışma sürelerinin bu işyeri üzerinden bildirilmiş olması ihtimali de mevcuttur.Davacı davalının sürekli işçisi ise yapılan kısmi bildirimler nedeni ile sükutu hak süresi olmayacağından inşaat mevsimi ve çalışmanın niteliği göz önüne alınarak çalışma süresinin tesbiti ve buna dayalı eksik gün tesbiti gerekir.
Yapılan incelemede dava konusu dönem içinde davacının ilk 16.03.1992 tarihinde verilen işe giriş bildirgesinden sonra 1992-2005 yılları içinde 13 ayrı sicil numaralı işyerinden verilen 11 adet işe giriş bildirgelerinden inceleme yapılanlardan 7 adet işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olduğu, iki adet işe giriş bildirgesindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı, bu işyerlerinde, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak işe giriş ve çıkış tarihleri arasında çalışmaların 1992-1999 yılları arasında kuruma kısmi, 2000-2005 yılları arasında tam olarak bildirildiği, bildirime uygun olarak da primleri ödendiği, bir kısım dönem bordrolarının getirildiği görülmektedir.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar, davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, oturmuş ve yerleşmiş görüşleri ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 5.2.2003 gün 2003/21-35 E 2003/64K, 10.11.2004 2004/21-538E 2004/621K sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Yapılacak iş; öncelikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.02.2003 ve 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi işe giriş bildirgesindeki imzalarının sigortalıya ait olduğu anlaşılan dönemlerin bitiminden itibaren davacının çıkış ve tekrar giriş tarihleri arasındaki her döneme ilişkin istemi ayrı ayrı hak düşürücü süre yönünden değerlendirip, hak düşürücü süre dolmuş olan dönemler için istemi ret etmek , hak düşürücü sürenin dolmadığı ve işe giriş bildirgesindeki imzalarının davacıya ait olmadığı dönemler ile işe giriş – çıkış arası kısmi bildirim yapılan çalışma dönemine ait tüm işçilere ödenen aylıklarla ilgili imzalı ücret bordroları ile davacıya ait işyeri dosyası getirtilerek, bildirge ve bordrolardan davacının imzası olanlar belirlenerek,imzasını içeren bordrolarda geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı ücret bordrosu olmayan dönemlerde ise dönemin tamamında çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları yoksa komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan veya işverenlerinden seçilen tanıklarını dinlemek, dosyadaki tüm deliller yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 27.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.