Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/11523 E. 2010/8743 K. 21.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11523
KARAR NO : 2010/8743
KARAR TARİHİ : 21.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, basamak farkı nedeniyle geçersiz sayılan vergi borçlanmasını iptal eden Kurum işleminin iptali ile kalan miktarın ödenerek borçlanmanın ihyasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, basamak farkı nedeni ile eksik yatırıldığı iddia olunan ve bu nedenle geçersiz sayılan vergi borçlanmasını iptal eden Kurum işleminin iptali ile kalan miktarın ödenerek borçlanmanın ihyasını istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının vergi borçlanmasının geçersiz sayılmasına ilişkin Kurum işleminin iptali ile eksik 956.97 TL’nın ödenerek borçlanmanın ihyasına ve çekişmenin bu şekilde giderilmesine ilişkin hüküm kurulmuştur.
HUMK.’nun 388. maddesine göre hükmün gerekçe bölümünde iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep gösterilir. Gerekçe hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Hakim gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. Yargıtayda, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir.
Gerçekten, mahkeme 26.06.2009 tarihinde tefhim ettiği kısa karara uygun olarak yukarıda açıklanan hükmü oluşturmuş ise de kısa karar sonrasında yazılan gerekçenin hüküm fıkrası ile çelişkili olduğu gerekçede “vergi borçlanmasının tamamının iptali yerine, 25.02.1994-11.09.2000 tarihleri arasındaki şirket ortaklığı nedeniyle yatırdığı borçlanma tutarının 72 ayı karşıladığı ve bu süreye ait borçlanmasının geçerli sayılması yönünde davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.” yazılmak suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratıldığı bu yönü ile de kararın HUMK’nun 388, maddesine uygun düzenlenmediği ortadadır.
Yapılacak iş; HUMK’nun 388 ve devamı maddeleri gereğince, gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişkiyi giderecek bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde çelişkili karar oluşturulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazların kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 21.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.