YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11531
KARAR NO : 2010/8736
KARAR TARİHİ : 21.09.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 27.8.2003- 13.8.2005 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan deliller ile hükmün dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 27.08.2003-13.08.2005 tarihleri arasında davalılara ait tekstil atölyesi işyerinde makinacı olarak sürekli çalıştığının tesbiti istemine ilişkindir.
Davacının 15.11.2003 tarihinden başlamak üzere 45 gün 1116095 sicil nolu davalı … Ürünleri Limited Şirketinde, 31.03.2005 tarihinden itibaren de 2 gün süre ile 1223512 sicil nolu davalı … Konfeksiyon Tekstil Ürünleri Ambalaj Sanayi Limited Şrt. işyerinde çalıştığı, dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Mahkemece,davacının asıl işveren … Ürünleri Lmt.Şirketine ait 1116095 sicil no lu işyerinde iş alan taşeron … Konfeksiyon Lmt.Şrt. nezdinde 15.11.2003-25.05.2005 tarihleri arasında asgari ücretle çalıştığı halde 503 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı HUMK.’nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Kararın hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Aynı kural, HUMK.’nun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve uyuşmazlıklar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Eksik çalışmanın tesbiti talebinden ibaret olan temyize konu davada,davacının davalı işverenler yanında geçen 503 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğine ilişkin tespit kararı yerinde ise de her iki işyerinden kısmi bildirimlerinin olması karşısında davacının eksik bildirilen bu çalışmalarının hangi işveren nezdinde geçtiği kararda gösterilmelidir.
Yapılacak iş;Davacının davalı işverenler yanından kısmi çalışma bildirimleri yapıldığından davacının 15.11.3003-25.05.2005 tarihleri arasında geçen eksik 503 günlük çalışmasının ne kadarının hangi davalı yanında geçtiğini açıkça belirlemekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın hükmün infazında tereddüt uyandıracak biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.09.2010 gününde oy birliği ile karar verildi.