Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/11540 E. 2010/9033 K. 27.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11540
KARAR NO : 2010/9033
KARAR TARİHİ : 27.09.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 1.4.1987-8.11.1999 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyada yazılara, toplanan delillere, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı temyizine gelince;
Davacı, davalı … Sn.A.Ş.’ye ait tuğla imal işyerinde işçi çavuş yardımcısı olarak 01.04.1987-08.11.1999 tarihleri arasında sürekli çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, istemin reddine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik araştırma ve incelemeye dayalı olmakla birlikte, mahkemenin davacının işverene karşı açtığı işçilik hakları alacaklarının tahsiline ilişkin kesinleşen dava dosyasında hüküm altına alınan alacakların kesintili -bildirilen çalışmalara göre hesaplandığı gerekçesi ile istemin reddine karar vermesi de bu tür davalarda işçilik alacakları dava dosyasının sadece güçlü delil sayılacağı uygulaması karşısında doğru görülmemiştir..
Davanın yasal dayanağını oluşturan dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki delillerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Davaya konu çalışmanın geçtiği işyeri tuğla üretim işyeri olup iş niteliği gereği mevsimlik çalışma yapılması gerektiren işlerden olduğu davacının çalışmalarının kısmi olarak bildirildiği, davacının işyerin de geçen çalışmalarının niteliğinin sürekli çalışmayı gerektiren işçi çavuşluğu niteliğinde olup olmadığı yeterince araştırılmamakla birlikte Bir kısım bordro tanıkları davacının çalışmasının kesintisiz olduğunu ileri sürmüş iseler de, davacı adına verilen 01.05.1990, 01.06.1991,10.06.1995,10.05.1996 tarihli işe giriş bildirgelerindeki imzaların davacıya ait olup olmadığı yöntemince araştırılmamıştır. Açıklandığı üzere bildirgeler çalışmanın kesintili geçtiğine karine olup bu karinenin aksi öncelikle yapılacak imza incelemesi ile ispatlanmalıdır.
Yapılacak iş; öncelikle davacının yaşı göz önüne alınarak bir kısım çalışma iddia edilen süreler de askerlik hizmetini yapmış olabileceğinden askerlik durumu ve süresi ilgili askerlik şubesinden sorulup varsa askerlik süreleri dışında kalan istemler yönünden ,davacı adına davalı A.Ş. işyerinden verilen 4 adet işe giriş bildirgesi üzerindeki imzaların davacıya ait olup olmadığı yöntemince incelendikten sonra, imzaların davacıya ait olduğunun tespiti halinde işe giriş ve çıkış tarihleri arasında kalan süreler yönünden, bildirgelerdeki imzaların davacıya ait olmadığının tespiti halinde ise davacının tespitini istediği sürelerle ilgili olarak ;Varsa işverenin ücret bordrolarında davacının imzası olanlar saptanarak imzasını içeren ücret bordrolarında geçmiş sürelerin dışındaki süreler ile ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan ücret bordrolarındaki süreler yönünden de tespit edilecek bordro tanıklarının beyanlarını olarak davacının işyerin de işçi çavuşu olarak çalışıp çalışmadığı çalışmış ise bu çalışma niteliği ve süresini dahi tanıklardan sorularak kesintisiz çalışmanın doğrulanması halinde istemin kabulüne karar vermekten ibarettir
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular ile, özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.04.2008 gün ve 2008/21-287 Esas, 2008/288 Karar Sayılı ilamında belirtilen hususlar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 27.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.