YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11600
KARAR NO : 2009/12661
KARAR TARİHİ : 12.10.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, … sigortalılığının 1.1.1980 tarihinde başladığı, 25.8.2005 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlanmasına, aylıkların yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava nitelikçe, Davacının … sigortalılığının 01.01.1980 tarihinden başladığı ve 20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında … sigortalısı sayılması ile 25.08.2005 tarihli tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Davacının şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, 29.04.1992 tarihinde kuruma verilen giriş bildirgesine istinaden, 20.04.1982 tarihi itibariyle … sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, 15.04.1992 tarihinden itibaren prim ödemeleri bulunduğu,1993 yılında yapılan Kurum icra takibi ile de 20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arasında kalan prim borcunun 29.11.1993 tarihinde tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacının 01.01.1980-26.11.1981,24.01.1986-16.01.2006(dava)tarihleri arasında vergi kaydı, 05.11.1986 tarihinden itibaren devam eden esnaf ve sanatkar sicil kaydı ile 17.01.1980-07.11.1985 ve 16.10.1986 -(devam) tarihinden itibarende Manisa Fırıncılar Odası kaydı bulunmaktadır, Mahkemenin ,davacının uyuşmazlık konusu dönemden 2654 sayılı Yasa gereğince tescilden önceki tarihte kalan 01.01.1980-26.11.1981 tarihleri arasında ki süreye ilişkin istemi reddetmesi doğrudur.Ne var ki 20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arasında kalan süreye ilişkin istemin de reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Gercekten davacının bu döneme ilişkin yasaca aranan vergi kaydı bulunmamaktadır. Ancak, davacının uyuşmazlık konusu döneme ilişkin prim borçlarını 1993 yılında icra takibi üzerine kuruma 29.11.1993 tarihinde ödediği de ortadadır.Bu halde ,Davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması ve daha sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. …’un bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, primleri tahsil edilen sürelerin 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Yapılacak iş, davalı kurum geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil ettiği ve uzun süre bu primleri kullandığı açık olmakla, daha sonra davacının sigortalılığının iptal edilmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından, davacının 20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arasında sigortalı olduğunun kabulü ile bu süre de dikkate alınarak yaşlılık aylığı şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,12.10.2009 gününde oy birliği ile karar verildi.