YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12028
KARAR NO : 2010/10964
KARAR TARİHİ : 04.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin uğradıkları maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacılar Abdulkadir ve Rabia için açılan maddi tazminat davasının reddine,davacı … için 17.579,73 TL maddi tazminat ile 5,000,00 TL manevi tazminatın 12/05/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı Abdulkadir ve Rabia için 2,500,00 er TL manevi tazminatın 12/05/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazla istemlerin reddine, karar verilmiştir.
Davacıların eşi ve babası sigortalı … ‘ın öldüğü iş kazasında sigortalının % 30, davalı işverenin % 70 oranında kusurlu olduğu, davalı işverence, davacı … adına açılan yardım hesabına 18.550.00 TL’nın 27.05.2005 tarihinde yatırıldığı, dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Bir çok Yargıtay kararında vurgulandığı üzere, alacaklının alacak hakkından vazgeçmesini ve bu suretle borçlunun borçtan kurtulmasını kapsayan akde “ibra” denir. İbranamenin kural olarak işçiye veya hak sahiplerine yapılmış olan ödeme ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ibranameden söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla, açık oransızlığın bulunduğu durumlarda ise anılan belge ibraname değil ancak makbuz niteliğindedir. Bu yön ise, ibranamenin verildiği tarih gözönünde tutularak işçinin gerçek zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması suretiyle belirleneceği hukuksal gerçeği ortadadır.
Somut olayda, davalı işverence davacı … adına açılan yardım hesabına 27.05.2005 tarihinde yatırılan 18.550.00 TL’nın davalı Belediyece mi karşılandığı yoksa yardım kampanyası sonucu belediye çalışanları ile vatandaşlardan mı toplandığı araştırılmayarak eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacı … adına açılan yardım hesabına 27.05.2005 tarihinde yatırılan 18.550.00 TL’nın davalı Belediyece mi karşılandığı yoksa yardım kampanyası sonucu belediye çalışanları ile vatandaşlardan mı toplandığını araştırmak, ödemenin davalı Belediyece yapıldığının tesbiti halinde,ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak gerçek zararını saptamak, böylece tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığı denetlenmek, açık oransızlığın bulunması durumunda, ödenen miktarı “kısmi ifayı içeren makbuz” niteliğinde kabul etmek ve ödenen tutarın ödeme tarihindeki gerçek zararı hangi oranda karşıladığını saptamak, son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek gerçek zarardan davacı tarafın ödeme yapılan tarihe göre zararının karşılandığı oranda indirim yapmak, daha sonra kalan miktara hükmetmek,açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde ise maddi tazminat talebinin reddine karar vermek,
Yapılan ödemenin Belediyece yapılmadığının tespiti halinde ise verilen kararı davacının temyiz etmediği dikkate alınarak, davalı yönünden usuli kazanılmış hak durumu gözetilerek, karar tarihine en yakın verilere göre yeniden hesap raporu alarak, ilk hesap raporunda tesbit edilen miktarı geçmeyecek şekilde, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 04.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.