Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/12089 E. 2010/8766 K. 21.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12089
KARAR NO : 2010/8766
KARAR TARİHİ : 21.09.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, yaşlılık aylığından yapılan Sosyal Güvenlik Destek Primi kesinti işleminin iptali ile iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davalı kurum tarafından yapılan Sosyal Güvenlik Destek Primi keseneklerinin faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiştir..
Gerçekten, 4447 sayılı yasanın 38. maddesi ile 1479 sayılı yasaya eklenen ek 20. maddede, yaşlılık aylığı bağlananlardan kendi adına ve hesabına çalışmalarına devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların aylıklarından, aylığın bağlandığı veya tekrar çalışmaya başlanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren %10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesileceği hükmü öngörülmüştür.
Dava konusu olayda, davacının vergi yükümlülüğünün 10.05.2001 tarihine kadar, Esnaf ve Sanatkar Odası sicil kaydının 11.8.2005 tarihine kadar, Esnaf ve Sanatkarlar Odası üyeliğinin 9.8.2005 tarihine kadar devam ettiği, Belediye zabıta araştırmasında davacının 2004 yılına kadar manavlık yaptığı yerin sahil yolu dolgusunda yıkıldığının belirlendiği, Savcılık araştırmasında ise davacının dolgu sahasında 1,5 yıl öncesine kadar manavlık yaparken kapattığı ve meyve-sebze halinde çay ocağı işlettiği manavlık yapmadığının belirtildiği, Kurumca davacıdan 10.5.2001-15.1.2008 tarihleri arasında 1.760 TL sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapıldığı görülmektedir.
507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkarlar Kanunu’nun 5. ve 119. maddeleri gereğince esnaf ve sanatkar sicili bağımsız çalışma yönünden yasal karine teşkil etmektedir. Diğer yandan 1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu kaldırılmış sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulu getirilmiş, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Bu durumda, davacının Savcılık araştırmasıyla işlettiği tespit olunan haldeki çay ocağını hangi tarihte kiraladığı, hangi tarihte vergi ve meslek (kahveciler) odasına kaydolduğunun sorulup, Belediyeden eski manavlık yaptığı yerdeki dükkanın hangi tarih itibariyle yıkılıp sahil yolu dolgu alanına dönüştürüldüğünün araştırılıp, …. mahallesindeki Belediye otoparkındaki manav tezgahının davacıya mı? yoksa oğlu …’a mı? ait olduğunu araştırmak, gerekirse resen tespit edilecek komşu işyeri tanıklarının beyanlarına başvurup, vergi kaydının silinmiş olmasına karşın, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmasını sürdürüp sürdürmediğini belirleyip , tarafların göstereceği delilleri toplamak, bütün belge ve delilleri birlikte değerlendirerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.