YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12100
KARAR NO : 2010/9192
KARAR TARİHİ : 28.09.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 12164162 ve 5459849 sigorta sicil numaralı hizmetlerinin birleştirilerek kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı Kurumda adına tescilli 12164162 ve 5459849 sigorta sicil nolu dosyaların kendisine ait olduğunun tespitiyle bu dosyalarda geçen 4.815 günlük hizmetin birleştirilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüyle, … adı ile 5459849 sigorta sicil nolu geçen 27.4.1967 tarihinde … Briket Fabrikası ve 1.11.1969 tarihinden itibaren … Caddesi Yol ve Kanal inşaatı işyerinde geçen çalışmalarının davacı …’a ait olduğunun ve kendi adına tescilli bulunan 12164162 sigorta sicil nolu hizmetlerine eklenmesi gerektiğinin tespit ve tesciline karar verilmiştir.
Davacıya ait olduğu iddia edilen işe giriş bildirgelerinin işverenler tarafından Kuruma süresi içerisinde verildiğine dair uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ve işe giriş bildirgelerinin davacıya aidiyetinin yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bu tür davalarda gösterilmesi gereken özen gereğince sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için Sosyal Sigortalar Kurumunda ve işveren yanında bulunan prim bordroları ile davacının imza ve fotoğraflarını içeren işe giriş bildirgeleri, ücret tediye bordroları getirtilerek imza ve fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı konusunda benzerlik incelemesi yaptırılmalı, davacıya yakından tanıması gereken işveren, müdür, şef, ustabaşı, çalışma arkadaşları gibi işyerleri kayıtlarında yer alan tanıklar dinlenmeli, nüfus kaydı celbedilip giriş bildirgelerindeki nüfus bilgileri ile karşılaştırılmalı, farklılıkların sebepleri araştırılmalı, deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının; … ve … oğlu 1.2.1952 Ardahan doğumlu Ardahan-Merkez … köyü C.45 , H.14 de kayıtlı … olduğu, Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 27.8.2003 günlü kararıyla 1.2.1959 olan doğum tarihinin 1.2.1952 olarak düzeltildiği, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği 5459849 sigorta sicil nosuyla 27.4.1967 tarihinde 127732 sigorta sicil nolu … Briket Fabrikası işyerinden verilen fotoğrafsız, imzalı, 17.5.1967 tarihinde kayda alınmış işe giriş bildirgesinde doğum tarihi “1948” Hane ve Cilt numarası bulunmayan … adlı kişinin işe girişinin bildirildiği yine, 5459849 sigorta sicil nosuyla 1.11.1969 tarihinde 54036 sigorta sicil nolu … Caddesi Yol ve Kanal İnşaatı işyerinden dair fotoğrafsız, imzalı, 1.12.1969 tarihinde kayda alınmış işe giriş bildirgesinde doğum tarihi “1948” olan Hane ve Cilt numarası bulunmayan …’ın işe girişinin bildirildiği,
davacının şahsi dosyasında bulunan ve 1.9.1979 ve 1.8.1981 tarihlerinde işe girdiğine dair verilen işe giriş bildirgelerinde ise adının … doğum tarihinin 1959 sigorta sicil nosunun 12164162 ve H.14 C.45 nüfus bilgilerine sahip olduğu, davacıya ait sigorta dosyasında bulunan ve davacıya ait olduğu iddia edilen işe giriş bildirigelerindeki imzaların davacının adı … olduğu halde “…” isminin baş harfi olan “F” ile başladığı açıkça görülmektedir. Mahkemece davacıya aidiyeti konusunda ihtilaf bulunan 27.4.1967 ve 1.11.1969 tarihlerinde işe başladığına ilişkin iki adet işe giriş bildirgesi bulunmasına rağmen sadece 27.4.1967 tarihinde işe başlama tarihli giriş bildirgesi üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi raporunda “11.5.1967 tarihli giriş bildirgesinde imza ile 11.9.1979 tarihli bildirgedeki imza da grafolojik esaslar yönünden büyük farklılıklar bulunduğunun ve davacıya ait 1967 yılına ait imza örnekleri bulunmadığından 11.5.1967 tarihli bildirgedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılamadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
İfadesi hükme dayanak alınan tanık davacının kardeşi olup nüfus bilgileri sorunlu olan 127732 sigorta sicil nolu işyerinde çalışan ise de; diğer sorunlu nüfus bilgilerine sahip 54036 sigorta sicil nolu işyeri çalışanlarından kayıtlı tanık dinlenmemiştir. Bu bakımdan tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Mahkemece açıklanan şekilde işe giriş bildirgelerinin davacıya aidiyetinin yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır
Yapılacak iş; 27.4.1967 ve 1.11.1969 işe başlama tarihli bildirgelerin verildiği işyerinin kayıtlarını ve davacının şahsi kayıtları ile dönem bordrolarını getirtmek varsa o dönemde davacıyla birlikte aynı işyerinde çalışan kişilerin davacı kendilerine gösterilmek suretiyle tanık olarak beyanlarına başvurmak, bu işyerinin dönem bordroları yok ise o tarihte zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine komşu olan diğer işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının bu kayıtları celbedilerek, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacının nüfusa kayıtlı olduğu müdürlükten nüfus kayıt bilgilerini getirtmek, bildirgedeki nüfus bilgilerine sahip … isminde başka birisinin olup olmadığını sormak, davacı tarafından 1967 ve 1969 yıllarında imzalanmış olabilecek; seçim müdürlüğü,askerlik şubesi başkanlığı, evlendirme dairesi, adliye, banka, …, su, telefon abonelikleri, noterlik gibi kurumların kayıtlarının ve ayrıca davacıya ait olduğu iddia edilen işe giriş bildirgelerinin verildiği işyerlerinde varsa davacıya ait şahsi dosyalar içinde bulunması muhtemel nüfus kaydı, ikamet belgesi, fotoğraf gibi belgelerinde celbedilerek 27.4.1967 ve 1.11.1969 tarihli işe giriş bildirgelerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor almak ve tüm deliller bir arada değerlendirilerek gerçek çalışma olgusunu ve işe giriş bildirgelerinin davacıya aidiyetini somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı SGK vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.