Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/12126 E. 2010/9095 K. 27.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12126
KARAR NO : 2010/9095
KARAR TARİHİ : 27.09.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 2000/ 1541, 2001/1538 ve 2004/912 sayılı icra takiplerinin iptaline, tazminatına hükmedilmesine, takip borçları için tahsil edilen miktarın iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı dava dışı … Mühendislik Sıhhi ve Tıbbi Cihazlar San tic Ltd Şti’nin prim borcu nedeniyle aleyhine yapılan 2000/1541, 2001/1538 ve 2004/912 sayılı icra takiplerinin iptali ile %40 dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini ve kendisinden bu takip borçları için tahsil edilen 7.025,00 TL’nın tahsil tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile davalıdan davacıya iadesini istemiştir
Mahkemece davanın kabulü ile icra takiplerinin iptaline, bu yöndeki aksi Kurum işleminin iptali ile bu takipler kapsamında davacının Kuruma borçlu olmadığının tespitine, davacından tahsil edilen 7.025 TL nın 14.2.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden dava dışı … Mühendislik Sıhhi ve Tıbbi Cihazlar San tic Ltd Şti’nin 1998-2002 yılları arasında bir kısım aylara ait pirim ve ek pirim borçları ile gecikme zamları için 6183 sayılı Yasa uyarınca şirket ve şirket ortakları … ve … adlarına ödeme emirlerinin çıkarıldığı , takip dosyaları içerisinde davacı adına çıkarılmış bir ödeme emrine rastlanmadığı, şirketin 31.1.2001, 28.2.2001 ve 6.6.2001 tarihlerinde kısmi ödemelerde bulunduğu, Kurumun 19.2.2008 tarihli yazısında bu takip dosyalarındaki borç nedeniyle davacının Vakıf Bankasındaki hesabından borca karşılık 7.715, 00 TL nın haczedilerek borcun tahsil edildiği, ortaklardan …’un 3.1.2000 tarihli Kuruma verdiği dilekçede hissesinin tümünü davacıya 4.6.1998 de devrettiğine dair noter sözleşmesini Kuruma sunduğu, …. Noterliği’nin 4.6.1998 tarihli hisse devri sözleşmesine göre …’un şirketteki tüm hissesini davacıya 250,00 TL karşılığında devrettiği ve sözleşmenin davacı tarafından imzalandığı, Ticaret Sicil Memurluğunun 19.11.2008 tarihli yazısında ise dava dışı …’un halen şirket ortağı olduğu , yapılan hisse devrinin ilan edilerek ticaret sicil kayıtlarına geçirilmediği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı yasanın 80/5 ve 6183 sayılı yasanın 58. maddeleridir. 506 sayılı yasanın 80/5.maddesine göre “Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç diğer maddeleri uygulanır. 506 sayılı Yasanın 80/12 bendi “tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı işverenleri ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumludurlar” hükmünü içermektedir. 6183 sayılı yasanın 35.maddesinde de “limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan sorumlu olurlar” hükmü gereğince takibe tabi tutulabilecekleri anılan yasanın 58/1. maddesine göre ise, “ Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs,böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabileceği düzenlenmiştir
Somut olayda davacı hakkında 6183 sayılı Yasa hükümleri uyarınca usule uygun icra takibi yapılarak, ödeme emri çıkarıldığına dair bir belge bulunmamaktadır. Mahkemece öncelikle bu yönde davacı hakkında usule uygun takip yapılıp yapılmadığının araştırılması, yapılmış ise buna dair belgelerin getirtilmesi, usule uygun bir takip yapılmadığının anlaşılması durumunda haczin iptaline karar verilmesi gerekir. Davacı hakkında usule uygun takip yapıldığının anlaşılması durumunda ise davacının şirket hissesini noter sözleşmesi ile satın aldığının göz önüne alınması gerekir. Şirketin borcundan dolayı ortağın üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu ile SSK’na olan prim borcundan olan sorumluluğu ayrı ayrı konulardır. Davacının şirkette hisse satın aldığı tarihten sonraki prim borçlarından dolayı sorumlu olduğunun kabul edilmesi ve bu doğrultuda hüküm kurulması gerekir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 27.9.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Dava, dava dışı … Müh.Sıhhi ve Tıbbi Cihazlar San.Tic.Ltd.Şirketinin davalı Kuruma olan prim borcu nedeniyle davacı adına yapılan takibin iptali davalı Kurumdan %40 icra-inkar tazminatının tahsili ile davacıdan tahsil edilen 7.025.00-TL’nin faizi ile davalı Kurumdan istirdadı istemine ilişkindir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacı ile dava dışı şirket ortağı … arasında noterde yapılan 4.6.1998 tarihli sözleşme ile …’un şirketteki tüm hissesini 250.00-TL bedel ile davacıya devrettiği, şirketin 1998, 2000, 2001 ve 2002 yılları prim borçları nedeniyle davalı Kurumca şirket aleyhine 2000/1541, 2001/1538 ve 2004/912 takip sayılı dosyalar ile 6183 sayılı Yasa gereğince takip yapıldığı, ödeme emrinin davalı şirket adına düzenlenip gönderildiği, davacı adına düzenlenmiş bir ödeme emri bulunmadığı, davalı Kurumca şirket, şirket ortakları …, … ile davacı … …’ın banka hesapları üzerine haciz konularak davacının banka hesabından 7.025.00-TL’nin tahsil edildiği, şirketin Ticaret Sicilde kayıtlı ortaklarının … ve … oldukları, şirketin kuruluş tarihinden bugüne kadar şirket ortağı olan …’nın şirket müdürü olduğu anlaşılmaktadır.
1-TTK’nun Limeted Şirket ortaklığının devrini düzenleyen 520. maddesinde bir payın devrinin şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade edeceği, anılan yasanın 515. maddesinde ise mukavelede yapılan her değişikliğin , ilk mukavelede olduğu gibi tescil ve ilan edileceği mukavelenin değiştirilmesi hakkındaki kararların üçüncü şahıslar hakkında, tescil tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği bildirilmiştir.
Somut olayda hisse devri sözleşmesi tadili mahiyetinde olup 3. kişi durumundaki SGK yönünden hüküm ifade edebilmesi için Ticaret Sicilinde tescil ve Türkiye Sicil Gazetesinde ilan koşulu gerçekleşmediğinden dava dışı … resmi ortaklığı nedeniyle sorumlu olup bu ortağın hissesini noter senedi ile devir alan ancak yasalara uygun bir biçimde ortaklık sıfatını kazanamayan davacı ise sorumlu tutulamayacaktır. Ancak hissesini devreden …’un davacıya rücu edebileceği de açıktır.
2-Bir an için davacının yasal olarak şirket ortağı olduğunu kabul etmemiz halinde ise;
a) Davacı aleyhine yapılan usulüne uygun bir takip yoktur. İcra dosyası içeriğinden davacı adına düzenlenmiş ve davacıya tebliğ edilmiş bir ödeme emri bulunmadığı, şirkete karşı yapılan takip dosyasından doğrudan davacının banka hesaplarına haciz konduğu görülmektedir. Haciz usulsüzdür.
b) Şirket ortaklarının prim borçlarından sorumluluğuna ilişkin iki ayrı yasada yasal düzenleme yapılmıştır.
İhtilaf tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 80. maddesinde sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın birinci fıkrada belirtilen süre içinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul, muhasip, sayman ve tüzel kişiliğe haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin kuruma karşı işverenler ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, 6183 sayılı Yasanın Mükerrer 35. maddesinde tüzeli kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzeli kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerinin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği bildirilmiştir.
Tüzel kişiliğe haiz borçlu Limited Şirketin müdürü şirket ortağı … olduğundan davacıyı bu yasal düzenlemeler gereğince sorumlu tutmak mümkün değildir.
c)6183 sayılı Yasa’nın 35. maddesinde ise Limited Şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ve tahsil edilemeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan sorumlu olacakları ve bu Kanun gereğince takibe tutulacakları bildirilmiştir. Takip dosyalarının tetkikinden Kurum alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceğine ilişkin bir belge bulunmadığı gibi alınmış bir aciz vesikasıda yoktur.
Hatta 2000/1541 Esas nolu dosyada şirket ortağı ve müdürü olan …’ın şirketin 31.3.2001 tarihine kadar olan borçlarını taksitlendirdiği de görülmektedir.
Mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.