Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/1242 E. 2010/1547 K. 16.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1242
KARAR NO : 2010/1547
KARAR TARİHİ : 16.02.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,7.10.1987-8.6.2000 ve 10.12.2002-18.6.2007 tarihleri arası zorunlu ve isteğe bağlı … sürelerine sayılmasına Eylül 2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava Davalı Kurumun davacıyı 25.06.1987 tarihli giriş bildirgesine göre 20.04.1982 tarihinden geçerli tescil ederek 29.08.2008 tarihli tahsis talep tarihi itibarıyla tüm primlerini tahsil ettiği halde, davacının Marangozlar ve Mobilyacılar Odasındaki kaydının, üye kayıt defterinin 07.10.1987 tarihinde yenilenmesi sırasında, davacının kaydının yeni deftere aktarılmaması nedeniyle oda kaydının bu tarihte sona erdiğinin kabulü ile vergi ve oda kaydının bulunduğu tarihlere göre: 20.04.1982-30.03.1984, 22.1985-07.10.1987 ve 08..06.2000-10.12.2002 tarihleri arasında kalan sürelerde … sigortalısı kabul olunarak, 6 yıl 11 ay 27 gün sigortalılığının bulunduğundan bahisle tahsis talebinin reddine ilişkin kurum işleminin iptali ile 01.09.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının 20.04.1982-30.03.1984 ve 08.06.2000-10.12.2002 tarihleri arasında kalan sürelerde vergi, 22.03.1985-07.10.1987 tarihleri arasında kalan sürelerde oda kaydına göre 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık davalı Kurumun oda kaydının 07.10.1987 tarihinde sona erdiğine ilişkin belirlemesinin doğru olup olmadığı ve vergi ve oda kaydı bulunmasa bile primleri ödenen sürelerde davacının … sigortalısı olarak kabulünün mümkün bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkâr sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Davacının şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, davacının prim ödemelerinin 27.06.1997 tarihinde başladığı 1997 yılındaki aftan yararlandığı, 31.03.1998 tarihi itibarıyla geriye yönelik olarak tüm prim borcunu ödediği, 31.03.1998 ile 31.07.2006 tarihleri arasında prim ödemesinin bulunmadığı, 31.03.1998 tarihinden sonrasına ait primlerin 31.07.2006 ile 11.07.2008 tarihleri arasında ödendiği dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davacının Marangozlar ve Mobilyacılar Odasındaki üye kaydının, üye kayıt defterinin yenilenmesi sırasında yenilenen deftere aktarılmaması karşısında ve davacının uyuşmazlık konusu dönem içerisinde gerek gününde aidatların ödemek ve gerekse genel kurul toplantılarına katılmak suretiyle üye olma iradesini sürdürdüğüne ilişkin bilgi ve belge sunulmamış bulunmasına göre davacının oda kaydının 07.10.1987 tarihinde sona erdiğinin kabulünün gerektiği açıktır. Oda ve vergi kaydı bulunmasa bile Primlerin tahsil edildiği sürelerde davacının … sigortalısı olarak kabulünün mümkün bulunup bulunmadığına gelince: Davalı Kurum’un vergi ve oda ve sicilde kayıtlı olunan dönemleri bilmesine rağmen, uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde geçmişe yönelik prim tahsil ettikten ve uzun süre bu primleri kullandıktan sonra bu döneme ilişkin sigortalılığı iptalinin Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağı, sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olduğu, …’un bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, primleri tahsil edilen sürelerin 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerektiği Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarındandı. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararları da bu doğrultudadır. Davalı kurumun 31.03.1998 tarihi itibarıyla geriye yönelik tüm primleri tahsil ettiğinin anlaşılmasına göre, davacının 22.03.1985-31.03.1998 tarihleri arasına kalan dönemde vergi ve oda kaydı bulunmayan sürelere ilişkin olarak … sigortalılığının iptalinin MK’nun 2. maddesine aykırı olup anılan dönemde davacının … sigortalısı olduğunun kabulüne ilişkin yerel mahkemenin değerlendirmesi doğrudur. 01.04.1998 tarihinden sonra ise ilk prim ödemesi 31.07.2006 tarihinde yapılmıştır. 31.07.2006 tarihinden sonra geriye yönelik olarak tahsil edilen primler bakımından 19.09.2008 iptal tarihinde davalı kurum bakımından uzun süreli kullanım koşulunun gerçekleşmediği ortadadır. Hal böyle olunca 01.04.1998 tarihinden sonra vergi kaydı bulunmayan sürelerde davacının … sigortalısı sayılamayacağının kabulü ile 01.04.1998-07.06.2002 ve 10.12.2002-18.06.2007 tarihleri arasında kalan dönemde davacıyı … sigortalısı olarak kabul etmeyen Kurum işleminin iptaline yönelik isteminin reddi gerektiği açık ve seçiktir. Bu durumda da 01.04.1998-07.06.2002 ve 10.12.2002-18.06.2007 tarihleri arasında kalan dönemde … sigortalısı olmadığı anlaşılan davacının tahsis talep tarihinde 25 yıl sigortalılığı bulunmamasına ve 51 yaşında olmasına göre yaşlılık aylığı isteminin reddine dair Kurum işleminin soncu itibarıyla doğru olduğundan bu yöne ilişkin davanın reddi yerine istem gibi yaşlılık aylığına hak kazandığının kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.02.2010 gününde oy birliği ile karar verildi.